Bu soygunun devlet yönetimi tarafından oluşturulmuş SPK, MASAK, Ekonomi Bakanlığı, DDK gibi kurumlardaki kişilerin ‘gözü önünde gerçekleştiği’ne dair yorum ve açıklamalar burjuva muhalefetin sözcüleriyle muhalif devrimci parti ve kişiler tarafından da yapıldı. Fon-borsa soygunu, devlet iktidarı ve bağlı kurumların sorumluluğunda gerçekleşmiştir.
Buna rağmen ama, Erdoğan yönetiminin sözcüleri, aralarında kendi bakanları ve bakan akrabaları da bulunan ve Tera, Pusula, Hedef gibi fon şirketleri-holdingleri yöneticileriyle ilişki içinde soygunun gerçekleştirilmesine katılan unsurların tam liste ortaya çıkmaması için devlet güç ve olanaklarını kullanarak, sorunu ve ilişkileri karartma politikasında ısrarlıdır.
Farklı ama benzer birçok önceki olayda görüldüğü üzere Erdoğan ve bağlılıkta yeminli ekibi, gerçekleri karartma olanaklarına fazlasıyla sahip olmanın avantajlarından yararlanma taktiğiyle yol alıyor.
Bir taraftan bu soygunu haberleştiren, foncu hırsızları teşhir etmeye çalışan gazetecileri gözaltılar ve cezalarla yıldırmaya çalışır, muhalif belediye yönetimlerini sabahın körü denecek saatlerde polis kuşatmasında derdest ederken, fon/borsa oyunlarıyla 20 milyar doları (830 milyar TL olduğu söylendi) götürenlerin —ifşa olmuşları da dahil— “lekelenmeme hakkı”ndan söz ederek korumaya almaktan geri durmuyorlar.