Türkiye’de siyasi partilerin, iktidarın, muhalefetin, yerel yönetimlerin üzerine ittifak ettiği bir sızlanma biçimi: “Gençlere ulaşamıyoruz.”
Bu saçma sapan kalıbın gençleri ulaşılacak bir hedef olarak görmesindeki gerzekliği şimdilik görmezden gelelim ve bu sızlanmayı bir gözden geçirelim.
“Söyle bakalım niye ulaşamıyorsun gençlere?” diye sorduğumuzda hemen herkesten aldığımız cevap aynı: “Bilmiyoruz ki, bir sürü de iş yapıyoruz aslında.”
Tam burada soruyorsun: “Hangi işleri yaptın?” Aldığın cevap şu oluyor: “Şu yerel yönetimin, bu bakanlığın, şu bilmem hangi kurumun yaptığı işin aynısını yaptık.” Bu cevap “aslında hiçbir şey yapmadık. Özgün projeler üretmek yerine günü kurtardık. Harcadığımız onca para da boşa gitti üstelik” demek, biliyorsunuz değil mi?
Daha önce bin kere söylediğim şeyi bir kez daha söyleyeyim. Gençlere ulaşmanın değil, onlara dokunmanın derdiyle dertlenmeden olmaz. Gençlere dokunmak ise ancak ve sadece onları anlamakla olur. “Ya, mis gibi ülkeni bırakıp gidiyorsan da defol git yani” yaklaşımı bir “ulaşma ve/veya dokunma yaklaşımı” değildir, olmayacaktır.