Bugün Kabil’de bombalar patlatan, Taliban’ın kurmaya çalıştığı karanlık düzene bile itiraz eden zihniyet 15 asır boyunca yüzde 1’lik bir varlık bile gösterememiş bir dini yorumdur. Afganistan’ın geleneksel dini anlaşışına da aykırıdır, Afgan halkının fırsat buldukça çiçeklenen özgürlük anlayışına da.
Şimdilerde yaygınca servis edilen IŞİD-H’yi gösterip Taliban’a razı etme yaklaşımının tuzağına düşmemek gerekir. Keza selefi ideolojinin resmi müfredat haline getirilip yaygınlaştırılmasının IŞİD-H’den bile tehlikeli olduğunu anımsamak gerekir: 3 ya da 6 bin kişilik IŞİD-H ile mücadele 40 milyonluk Afgan halkının çocuklarına zorla öğretilecek selefizmle mücadeleden daha zor değildir.
40 yıldır ne huzur ne refah ne de sulh yüzü görmemiş Afganistan halkı kendi göbeğini kesecek basirettedir. Yeter ki kedinin fareyle oynadığı gibi bu halkın evlatlarını bir o selefi örgüte, bir bu selefi örgüte sevkeden emperyalist müdahaleler olmasın. Uluslararası kamuoyuna düşen kendi ülkelerinin bu karanlık oyundaki kirli rollerine değinmesi, bunu teşhir etmesi ve giderek bir yaptırım yaklaşımı geliştirmesidir.
Selefi ideolojiye verilen destek kesilirse, Suudi vahabi şebekelerine, Pakistan’ın Hakani şebekesine verilen destek kesilirse bir yılda değilse bile 10 yılda sorunun yarısı çözülmüş olur.
Evet bu kadar basit ve bu kadar zor.