Bakanlar ve üst düzey bürokratlar, felaketin yakıcılığı tüm ülkeyi sarmışken, kendi ikballerini düşünmekle meşguller. Her birinin geleceği, Saray koridorlarında süren pazarlıklara bağlı. Bakanlık koltuğunun gideceğini fark edenler, yaz ortasında yeni hangi görevlere atanabilirler onun arayışındalar. Ne de olsa, Eski Aile Bakanı Selçuk gibi, bakanlıktan ayrıldıktan sonra, kamu şirketi yönetim kuruluna atanıp “huzur hakkına” kavuşan örnekler var. Üç beş yerden maaş alan kimi bürokratlar ise bakanlık ya da bakan yardımcılığı peşinde. Fırsat bu fırsat yükseldiğimiz kadar yükselelim diyorlar. Ülke mahvolmuş, insanlar yaralı ve öfkeliymiş, zerre kadar umurlarında değil.