Üç yüzden fazla kişinin, yani arkadaşlarının, onların ailelerinin, minnacık çocuklarının hayatı ve itibarı çökertiliyorken onlar ‘yargıyı etkilememeyi’ tercih ettiler. Bilmelerine rağmen bilmemezlikten gelme zalimliğini, ‘Aman sıyırmışken ben de bulaşmayayım’ sığınağını, ‘hukuka saygı’ diye yutturdular.
O paşalar ve daha yüzlerce akademisyen, gazeteci, sözüne kıymet bahşedilen kişi… O devirde susmayı ya da daha da fenası yalanı körüklemeyi yeğledi. O devir geçti. Bu devirde ‘Yüce Türk ordusuna büyük kumpas’ korosunun papağanları, kullanışlı aptalları kostüm değiştirip sahneye çıkıverdiler.
Allah repertuarlarını artırsın da hayat böyle geçmez. Devir değiştikten, Anayasa Mahkemesi devreye girdikten sonra şimdi duruşmaya gelip iki cümle tanıklık ettiler: “Biz böyle bir darbe planından haberdar değiliz. Dolayısıyla bir şeyi engellemiş de olmadık.”
Allah hukuka saygılarını artırsın da hayat bu işi böyle kaydetmez. Pişmiş ete soğan doğramak kolaydır sayın Paşalar… Cesaret ve mertlik arkadaşlarınız kurbanlık alanına çekildiğinde gösterilir. Bu da böyle biline…