Erdoğan’ın bir başka alışkanlığı toplumun fay hatlarını sürekli germesi. Kötü niyet aramayın. Amacı hepimizi daimi olarak zinde ve uyanık tutmak. Öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki uyanık olmazsak, rehavete kapılırsak başımıza nelerin geleceği belli değil.
Gezi zamanında Kabataş efsanesini ya da Dolmabahçe’deki olmayan içki meselesini ağzına dolaması bundandı. Bir çeşit aşı aslında. Nasıl vücut direnç kazansın diye aşının içine hastalığın mikrobunu koyarlar. Erdoğan da olmayan gerginlik hikâyeleriyle bizim vücudumuza mikrop zerkediyor ki bünyemiz sağlam olsun. Yarın öbür gün zoru gelirse alışkın olalım, hasta düşmeyelim.
O sebeple herkes Erdoğan’ın Berkin Elvan takıntısı hakkında yanılıyor. Ne nefretinden ne de vicdan azabından. Hep bu aşı meselesinden. Erdoğan, milli iğnecimiz. Ne zaman sokaklarda biri öldürülse Erdoğan çıkıyor bir kürsüye, Berkin Elvan’ı terörist ilan ediyor. Çocuğunun eriyerek öldüğünü izlemiş bir anneyi yuhalatıyor.
Kötü ve zalim bir insan olduğu için mi? Asla. Kabataş ve Dolmabahçe’yi oyun hamuru gibi yoğurması yalancılığından mıydı? Hadi canım sen de. Bunların hepsi bünyemize dozunda kin, nefret ve ayrımcılık mikrobu sokmak için. .