Hemen her ekranda rastlıyorsunuz.
İktidardaki birileri tarafından seçiliyorlar, ekranlara serpiştiriliyorlar.
Tartışmaya değer tek bir fikirleri olmadan, ücreti ya da ikballeri karşılığı, tartışma programlarına konu mankeni olarak katılırlar.
Ama özel seçilirler ha!
İçlerinde eski solcu da var, liberal de, dinci gelenekten gelen de var, milliyetçi gelenekten gelen de.
Hiçbir gelenekten gelmeyeni, hiçbir geleneğe yürümeyeni de çoktur.
Nereden geldiklerinin hiçbir önemi yok zaten.
Onlar için önemli olan, bundan sonra nereye gidecekleridir.
Düne dair fikirleri yoktur,
Bugüne dair fikirleri yoktur,
Geleceğe dair fikirleri yoktur.
Vicdana dair fikirleri de yoktur.
Ama cüzdanlarına dair hayalleri çoktur.
Tartışma programlarına tartışmak için katılmazlar.
Tek amaçları, tek görevleri vardır; muhalif görüşleri bastırmak, saçma sapan laflarla konuşmacının insicamını bozmak.
Sözlerinde fikir yoktur ama, tavırlarında hinlik çoktur.
Sıkıştıklarında sığındıkları ortak bir cümleyi dil altı hapı gibi taşırlar.
Nedir o;
“Benim siyasi bir kimliğim yok. İktidar partisini temsil etmiyorum.”
Avukatlığını yapar, ama sözüm ona temsil etmez.
İktidar partisinden biri orada olsa, yüzü kızarır da, bunlar kadar savunamaz iyi mi.
Bu tiplere dikkat edin, program boyunca, seslerinin çıkmadığı tüm zamanlarda, ellerinde telefonları, bir şeyler okurlar.
Çünkü, onları oraya gönderenler, program boyunca da, telefonlarına tüyolar gönderirler.
Ne kadar sıkıldınız değil mi?
Ama Türkiye, bu sıkıcı, bu anlamsız, bu saçma sapan programları, her gün, her saat izlemek zorunda kalıyor.
Bulmuşlar 10-15 tane soytarı, ekranları doldurup, zihinleri bulandırıp, karşılığını istifliyorlar.
Olan biten bu.
Bakmayın, saatler süren ve fikirler tartışılıyor muş gibi yapılan o programlara.
O programların, bazı “Muhalif” görünümlü isimlerinin de, düzenekte görevi var.
Onlar da, saçmalanmasına, insicamın bozulmasına müsaade ederek, kendi rollerini oynuyorlar.
Eskiden sadece borazanlara ücret verilirdi, şimdi “Muhalif” köşeye de üç-beş bir şeyler veriliyor.