Ahmet Taşgetiren: Nasıl gidiyoruz sizce bu Fetih işinde?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bir zamanlar “kalblerin fethi”ni önemserdik. “Fütuhul kulub” idi onun adı. “Fütuhul büldan – beldelerin fethi”nden önce “kalblerin fethi”nin gerektiğine inanırdık.

Fetih eninde sonunda “kalb”le ilgili bir şeydi. Geldiğimiz yerlerde zorbalığı yok etmeyi hedeflerdik.

Nasıl gidiyoruz sizce bu Fetih işinde?

Mesela gençlerin kalbini fethedebildik mi?

Mesela yoksulların kalbini fethedebildik mi?

Mesela eğitimi fethedebildik mi?

25 yıldır yönettiğimiz İstanbul’u fethedebildik mi?

Ayasofya’yı yeniden fethettik ama, öyle bir İmam getirdik ki mihrabına, sözlerinin şiddetine tahammül edilemediği için kısa sürede geri çekmek zorunda kaldık.

Bakın “fetih” sözcüğü sözde kalıyor, kitleleri gaza getirme dışında.

Gençlerin kalbini fethedemedik, dışarda istikbal – gelecek arıyorlar.

Kalbleri dinlemek gibi bir hassasiyetimiz kaldı mı? Kulağımızı şöyle insanların kalbine dayamak gibi. Nereden nasıl feryadlar, çığlıklar, belki de isyanlar geliyor diye… Ülke yönetmek kalb dinleme işidir belki de. Yoksa muktedir olursunuz, muktedirlikten yola çıktığınızda da ucu “kalblere hükmetme”ye varır. Fethetmekten hükmetmeye…

Keşke “hükmetme”yi de “hikmetle” yapabilsek…

Bence kendi kalblerimize bakmamız gerekiyor. Kendi kalbinin fethini gerçekleştiremeyenin kalblerin fethi gibi bir gündeme ulaşması imkansızdır çünkü.

Ahmet Taşgetiren’in yazısı