Gidip Aleviler’le birlikte Maraş’ta 1978 katliamı’nın mağdurlarını anacağın yerde, oralara gidip “Ben Sünni’yim Kılıçdaroğlu Alevi” diye bağırıyorsan…
Sen, “o Alevi” dedikten sonra, meydandan “yuh” diye bir ses yükseliyorsa…
Aleviler’in cemevinin birini ağzına aldığında yanına “ucube” kelimesini koyuyorsan…
İstanbul’a üçüncü köprünün temelini atarken, Alevi vatandaşların hafızasında korkunç izleri olan “Yavuz Sultan Selim” ilk aklına gelen isim oluyorsa…
Milyonlarca kez rahatsızlık belirtilmesine rağmen, Aleviler’e din dersini dayatıyorsan; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) iki defa mahkûm olduktan sonra bile işi yokuşa sürüyorsan…
AİHM bu derslerde “Sünni Müslümanlık” empoze ediliyor dedikten sonra bile, “Ben Marksist değilim ama Marks’ı öğrendim” diyerek, insanlara inançlarının hiçe sayıldığı ve dalga geçildikleri duygusunu veriyorsan…
Sen bırak bu kalp kırıklıklarını ortadan kaldırmayı, sorununun ne olduğunu bile hâlâ anlayamamışsan bin tane açılım yapsan ne işe yarar?
Kalpleri kazanmadan, cemevini ibadet yeri olarak tanısan, Alevi dedesine maaş bağlasan neye yarar?