Dolasıyla, her ikisi de Kılıçdaroğlu’nun yakın çevresinden gelen bu açıklamaların, her ne kadar birbirinden bağımsız gibi görünse de aslında Kılıçdaroğlu’nun papatya falı gibi adaylık konusu üzerine kurgulu bir taktik, daha doğrusu, eski kurt politikacıların deyimiyle, “gaz alma” durumu olduğu çok açık. Tabii her ikisinin de Kılıçdaroğlu’nun bilgisi dışında gelişmeyeceği de… Evet, “Kemal Bey’in haberi olmayabilir” diyenler de var ama CHP’nin yönetim görüntüsüne ve konjonktürel fotoğrafa baktığınızda bu olasılık zor. Çünkü belli ki Kılıçdardoğlu daha öncekilerin aksine adaylığı ciddi ciddi düşünüyor ki bu siyaseten en doğal hakkı ancak son karar noktası flu. Tıpkı Millet İttifakı açısından aday belirleme yöntemi gibi. Şöyle ki; bir kere Millet İttifakı bileşenlerinin ortak aday mı yoksa her parti ilk turda kendi adayını mı çıkaracak sorusunun yanıtı henüz belli değil. Şu an için net olan tek şey, her iki ittifak açısından da bileşenlerin birbirinden farklı hassasiyet taşımaları ama yine her iki cephenin de birer ortak noktalarının bulunması. Bir tanesi “Ülkenin beka meselesi var, onun için bir aradayız” diyor; diğeri de “Türkiye iyi yönetilmiyor, biz o iktidarın gitmesi için birlikteyiz” iddiasında.