Ancak, Ortadoğu dinamiklerini, uluslararası sistemdeki değişim parametrelerini tümüyle doğru okuyamadığı, daha da önemlisi Davutoğlu’nun okuyamadığını kabullenmediği, daha daha da önemlisi realpolitik ile en bağdaşmayacak biçimde “ideolojik saplantılar”da inat ve ısrar ettiği için, bugün içine girdiği açmazlara sürüklendi.
… Türkiye’nin realpolitik ile bağlarını kopartan, esas itibarı ile “Müslüman Kardeşler doğrultulu” bölge politikasında ısrar edilirse, “tecrit” ve dolayısıyla içerisi için “maliyeti yüksek yalnızlık” kaçınılmaz olur.
Böyle bir politika “değerlere bağlılık” açıklamaları ile, “değerli yalnızlık” gibi saçmalıklarla başarı şansı yakalayamaz. Sadece Ortadoğu’da değil, Batı’da da Türkiye’nin dış politikasının “alıcısı” yok.