ALİ İHSAN NERGİZ
aihsannergiz@gmail.com
@aihsannergiz
Corona virüsünün hangi ortamlarda ne düzeyde bulaştığı hepimizin kafasını kurcalayan bir soru. Rock müzik grubu Redd’in dün Maçka Parkı’nda verdiği açık hava konseri de farklı yorumlara yol açtı.

Konser kimilerince “Maske, mesafe kuralına uyulmadı” denerek eleştirildi. Kimileri ise açık hava etkinliklerine katılmakta bir sakınca bulunmadığını savundu.
Mevcut bilimsel kanıtlar açık havada gerçekleştirilen toplanmaların düşük riskli faaliyetler olduğunu açık bir şekilde gösteriyor. Açık alan bulaşın çok yakın ve uzun süreli temas sonucu olduğunu biliyoruz. Bu çalışmalar bulaş riskinin en fazla olduğu ortamın, iyi havalandırılmayan kapalı alanlar olduğunu ortaya koyuyor.
Üstelik insanlara dış ortamı yasaklayıp eve kapatmak ve sosyal yaşamı durma noktasına getirmek ruh sağlığı açısından da olumsuz etkiye sahip.
Açık alanların avantajı, doğal hava akışıyla virüsün bulaşmasını büyük ölçüde engellemesi. Aynı zamanda hava sıcaklığının arttığı bu dönem nem dolayısıyla da ayrı bir avantaj sağlıyor.
Tüm bu bilgiler açık alanlardaki maske takma zorunluluğunun ne kadar etkili bir uygulama olduğunu da sorgulamamıza yol açıyor. Açık alanlarda maske takmaya zorlamak, etkili bir önlem olmayabileceği gibi, yanlış bir odaklanmaya sebep olma ihtimali de var. Zira birçok kişi dış ortamda sosyal baskıdan çekinip maske takarken bulaş ihtimalinin çok yüksek olduğu iç ortamlarda maskesini çıkarıyor. Halbuki odaklanılması gerekilen alanlar kapalı ve kötü havalandırılan yerler. Ayrıca bu tartışmaların hiçbirine gerek duymamak için ‘etkin aşılama’ya bir an önce başlanması şart.
Pandemi kısıtlamalarında hafta sonu sokağa çıkmanın yasak olması uzun zamandır eleştirilen bir durum. Açık havada sanat faaliyetlerinin yasaklanmasının da hiçbir bilimsel temeli bulunmuyor. Uygun mesafe korunduğu sürece açık alanlarda maskesiz buluşmalar dahi güvenli.
Açık alan kısıtlamalarını kaldırmak, kişilerin fiziksel sağlığının yanında ruh sağlıklarını muhafaza etmek için de büyük önem taşıyor.