Korkut Eken, beraberinde Kıbrıs’a götürdüğü kardeş Peker için boşuna ‘eleman’ demiyor. Yan cepte taşınanların titri bu ‘resmî’ alemde ‘eleman’ diye geçiyor olsa gerek. İçişleri Bakanı Soylu da çıktığı ‘soru çok/yanıt yok/nutuk çok’ programında ağzından mı kaçırdı, özellikle mi zikretti, bilemiyoruz ama Sedat Peker için ‘bir eleman’ dedi. Evet, ‘bir eleman’ çıkmış ‘içeriden’ konuşuyor şimdi! Onun anlattıkları devletin ‘rutin dışına’ çıkmayı ‘hak’ bellemiş birimlerinin olağanlaşmış suç bilançosundan aktarılan örneklerdir sadece. 90’ların çarkı sonrasında işbaşındaki iktidara eklemlenmiş ve denizin altındaki dalga gibi bugüne kadar gelmiştir. Şimdi elbette ki paylaşım ve çıkar kaynaklı bir iç mücadele ve kırılma yaşanmaktadır.
“Bir tuğla çekersem bütün duvar yıkılır” demişti ya Ağar. Doğru değildi. Şimdi iç sarsıntıyla o tuğlalardan biri yerinden söküldü mesela. Ama duvar ayakta. Bu duvar kendiliğinden yıkılmaz. Sarsılabilir belki ama yıkılmaz. Yargı kımıldamıyor. Bakan istifa etmiyor. Meclis etkisiz eleman. Bilindik muhalefet ise seçimi bekleyin demenin ötesine özellikle geçmiyor. Bir başka müdahil ve müdahale gerekiyor.