Peker; Mehmet Ağar’la başlattığı teşhiri, eski yol arkadaşlarının veliahtlarının sırlarını dökerek genişletmesinin sonuçlarını muhtemelen ölçmüştür. Oğulların, babalarının birbirine karşı hem şantaj malzemesi hem de güvenlik çıpası olduğunu kuşkusuz biliyordur. Masasının üzerine koyduğu nesnelerin sembolik manasını önemseyen bir mafya liderine Mehmet Ağar’ınkinden Soylu’nun mahdumuna uzanarak bel altı vuruşa geçmenin; bu parça parça koparmaların nereye uzanacağı bir sır değildir.
Evlatları yüzünden birbirlerine mecbur olanların kırmızı çizgisi aşıldığında kimin kimi harcayıp satabileceğini kestirmek zor olmaz. Kendisinden önceki içişleri bakanının oğlunun para sayma makinesini ortaya sürüp Erdoğan’a 17/25 Aralık’ı hatırlatan Süleyman Soylu da belli ki bu dili gayet iyi anladı. Sonuçta mafyöz teknikleri Sedat Peker icat etmedi, o zaten kendisinden önce kurulmuş bir düzenin işletimine işlevli bir parça olarak eklenmişti. Devlet, ondan önce de içinden mafya geçen bir istasyondu.