Peker, gerçekten de ‘içeriden biri’ olarak konuşuyor. Gücü de kendisine güveni de bundan. Boşuna ‘beni yalancı çıkaranı rezil ederim’ diye tehdit etmiyor. ‘Gazeteci’ sıfatlı malum kardeşlerin başına getirdiklerini gördük. “Hepinizi yakından biliyorum” diyor Peker. Bu, ‘hepiniz hakkında söyleyecek sözüm var’ anlamına geliyor. Özellikle Bakan Soylu’nun da sitem ettiğini anladığımız iktidar saflarındaki sessizliğin bir nedeni de bu olsa gerek. ‘Bulaşıp ipliğimizi pazarda görmeyelim’ kaygısı gibi…
Söylediklerinin, “Bir müptezelin, bir mafya bozuntusunun hezeyanları” gerekçesiyle medyanın, yargının ‘ilgi alanına’ sokulmayışını da “Cami imamı mı anlatacaktı, tabi ki pisliğin içinden biri olarak ben anlatacağım” sözleriyle eleştiriyor Peker. Gerçekten de onun ‘pisliğin içinden’ biri olarak konuşması, mafyacı olması iddialarının dikkate alınmamasını gerektirmez. Bu gerekçenin iddiaları önemsizleştirip dikkatlerden uzaklaştırma amaçlı bir manipülasyon olduğu açık. Kriminal bir unsur olmasını, anlattıklarının dikkate alınmamasına, soruşturma ya da dava konusu yapılmamasına gerekçe yapıyorlar. “Mafyacının sözüyle siyaset yapıyorlar” ketlemesiyle, ifşa edilenlerin günlük muhalif siyasetin konusu yapılmasını engellemek istiyorlar.