Gerçekte iktidarın aile değerlerine bunca övgü yapmasının hiç de vicdani olmayan nedenleri var. Püf noktası, manifestoda geçen ‘Şartlar ne olursa olsun birlik, beraberlik, dayanışma içinde olan aile fertlerinin sosyal ve ekonomik her türlü sıkıntının üstesinden gelmeyi başaracağı‘nın iddia edildiği bu cümlede. Demek ki asıl meram her türlü maddi sıkıntıyı evin kapısından içeri tıkıştırdıktan sonra kadının sırtına yüklemek. Kriz etrafı yaka yıka derinleşirken; ev ekonomisini, bakım yükünü, ailenin sosyal ilişkilerini, geniş ailenin maddi ihtiyaçlarını üstlenmeye “Tevarüs edilmiş değer” deniyor. İkinci püf noktası ise yine aynı konuşmada var: “Heva’yı değil fıtratı önceleyen nesiller yetiştirmek için aileyi sağlama almak.” Heva nefis demek. Talep, istek olarak güncelleştirilebilir. Demek ki aile, özellikle emekçiler için nefsin terbiye edildiği, isteklerin ve talebin köreltildiği bir kurum olmalı. Çünkü devletin, emekçi evlerinde, tıpkı ebeveynleri gibi kendilerini de yoksulluğun beklediği neslin isteklerini sınırlamaya memur edilen kadına ihtiyacı var.