Erdoğan’ın “dininin ve kinin” davacısı gençlik ideali, nutuk atma şehvetinin eseri değildi. Uzun bir süre Erdoğan’ın konuşmalarında nerelere referans verdiğini anlamaya çalıştım. Zannederim birçoğunu da bulabildim. En kritik ve en sert zamanlarda Necip Fazıl’a yoğun bir gönderme bombardımanı olduğu fark ediliyor. Bu arada not alalım, Davutoğlu’nun referans dünyası çok daha zengin ve karmaşık.
Necip Fazıl’ın siyasi yazılarını okumayı herkese tavsiye ederim. Gizli saklı değiller. İktidarın yarı resmi yayın organlarından Star gazetesi, şairin Büyük Doğu dergisinin tıpkı basımlarını ek olarak verdi mesela. Erdoğan’ın en büyük rehberi Necip Fazıl. Siyasete hevesli bir gençken ondan çok etkilenmiş. Sonra iş güç içerisinde okumaya çok zaman ayıramadığı için de kafasında hâlâ en canlı kalmış bilgiler ona ait.
Bazen hâlâ geçen yüzyılın ilk yarısındaymışız gibi İsmet İnönü ya da tek parti CHP’sine saldırmasının sebeplerinden biri de bu olsa gerek. Necip Fazıl’ın dünyasına girip kolay kolay çıkamıyor. “Milli içkimiz ayrandır” sözü bile oradan. Necip Fazıl, işi ayranda bırakan biri değil. Başyücelik diye bir siyasi projesi var. İslami bir başkanlık sistemi.
Samsun Müftüsü’nden Arınç’a, Erdoğan’dan Davutoğlu’na bütün bu olan biten günümüze uyarlanmış bir başyücelik hayalinin yol taşları. Cumhuriyet gazetesinde yazıyorum ve de pek “laikçi”yim diye paranoyak mıyım? Cevabını iktidarı destekleyen ve Necip Fazıl külliyatına hâkim olanlar versin. Yeter ki herkes eteğindeki taşları bir döküversin.