Doğrudan soralım: Bir ülkede insanlar, herhangi bir yönetim makamında bulunan kişinin istifasını hiçbir korku duymadan dile getiremiyorsa oradaki rejim bir korku rejiminden başka nedir?
Bu cümlenin edildiği zemine işaret etmek bakımından, Resmi Gazete’de, bu konuşmadan bir gün sonra yayımlanan ve Prof. Dr. Yalçın Karatepe tarafından sosyal medyada paylaşılan bir kararname de hayli ilginçti: “Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi”.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu cümleye zikredebilmesini mümkün kılan bugünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne dair olarak, 21 Haziran 2018 günü, İstanbul Yeni Havalimanında gerçekleştirilen A Haber – ATV ortak yayını “Cumhurbaşkanı İle Gündem Özel” programında şunları söylemişti: “Bizim sorunlarımız, diğer ülkelerle farklılık gösteriyor. Dolayısıyla ortaya koyduğumuz modelin de kendimize özgü olması gerekir dedim. İşte ‘Biz bu modele Türkiye modeli diyoruz’ dedim, çok eleştiri aldım. Varsın alayım. Ama bunun bir markası olması lazım. Bu marka da Türkiye modeli. Bu sistem bizim 2023 hedeflerimize, 2053 ve 2071 vizyonlarına da katkı sağlayacak kendimize özgü bir sistemdir. Patenti bize ait. Bununla böyle yürüyeceğiz.”
Yani Türkiye, 2023 hedeflerine, cumhurbaşkanının istifasının istenmesinin ‘cesaret işi’ olduğu bir rejim ile gidecek ve bu rejim de, 2053 ve 2071 vizyonlarına katkı sağlayacak. Bu modele ikna olunmasının gerekçesi ise bunun bir ‘Türkiye modeli’ olması.