Muharrem Sarıkaya: Muhalifler üzerinde baskı kurdu, dini en kötü şekliyle siyasetin göbeğine sokmaktan da geri durmadı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bu noktaya da 4 yıl gibi sürede gelinmedi.

Öncesinde birikmiş olanı Trump besledigüçlendirdi, bu aşamaya taşıdı…

Bunu yaparken açık konuşmaktan kaçınmadı, gerektiğinde sosyolojik tabanına sürekli olarak örtük mesajlarla da aynı mesajı verdi.

Açık mesajlarında ABD’nin eski güçlü günlerine döneceği, gerçek vatandaşlarının hakkını alıp, sömüren kesimlerin hak etmediklerine kavuşamayacağı bir düzeni kuracağını sürekli tekrarladı.

Yurt dışı operasyonları durdurup, oraya giden harcamaları içerideki orta ve alt gruba aktardı, rahatlama sağladı.

Küçük esnafı canlandırırken, büyük şirketleri vergi ve çevre duyarlılığı konusundaki bunalmış halden kurtardı…

Onların üreteceği tepkileri frenlerken, kendisine karşı gelenler üzerinde de sürekli başına bir iş gelebileceği kaygısını yarattı.

Meksika sınırına duvar örme çabasının, beyaz olmayanların ülkede iyi yaşam süremeyeceğinin temelinde hep aynı mesaj vardı; beyazların iktidarını kurmak…

Bunu oluşturmak için yandaşı kitlelere özgüven şırıngalarken, onların önyargılarını coşturmayı da bildi.

Sadece azınlıklar değil, muhalif kesimler üzerinde de baskı kurucu, serseri kitleleri üzerlerine salıcı tutum sergiledi…

Bunu da sürekli tekrarladığı, ‘Biz-Onlar’ kavramları ile üretti…

Hristiyanlık dinini en kötü şekliyle siyasetin göbeğine sokmaktan da geri durmadı.

Muharrem Sarıkaya’nın yazısı