Ortalama bir modernistin bilinç altı memleketi yıllarca şöyle açıklamıştır:
‘Bu Müslüman ülke bir yandan laik ve demokratik bir rejimle idare edilir. Ancak bu laiklik varlığını İslami baskı karşısında ordu güvencesinde sürdürebilir. Bu durum, ordunun bu kaçınılmaz, hatta faydalı rolü demokrasinin kalitesini düşürür, ancak Türkiye’nin sosyolojik ve politik kaderi budur.’
Garip bir model…
Toplumu ideolojik bir yapıya indirgeyen, değişimi ancak belirli bir siyasi şemsiyenin sınırları içinde mümkün gören bu bakış, gerçeği ne kadar yansıtmıştır?
Hiç bir şekilde…
Türkiye’nin son 15 yıldır yaşadığı özellikle bu yüzden devasa bir sıçramadır. Eleştirilen AK Parti’nin son 12 yılda girdiği tüm seçimlerini kazanmasının ve bundan sonra kazanmaya aday olmasının arkasında da bu sıçrama yatar. Bugün kimi siyasi iktidar merkezli kimi hoyrat ve muhafazakar uygulamalara takılarak algılamaktan uzak durdukları budur.