Mümtaz'er Türköne: Yargıya yönelik paralel soruşturması yolsuzluk soruşturmasıyla sınırlı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

On ay önce Erdoğan, çekirdek ekibini ve aile fertlerini hedef alan çok ağır yolsuzluk ithamları ve soruşturmaları ile karşılaştı. Tepkisi bu soruşturmaları bir “yargı darbesi” olarak karşılamak, elindeki bütün imkânları ve araçları seferber ederek bu soruşturmaları durdurmak oldu. Hâlâ bu suçlamaların akıbetini bilmiyoruz; çünkü yargı kilitlendi ve adlî takibat durduruldu. İşte bu kilitleme operasyonları hep HSYK üzerinden yapıldı. Hatta HSYK’daki dengeleri değiştirmek için “millî orduya kumpas kurulduğu” bile dile getirildi.

Bu bir kişisel sorun ve sadece Erdoğan’ın çevresinde kurduğu oligarşinin patronu sıfatıyla yargıyla, yani adaletle sorunu var. Yargı bağımsız kuralları ve mekanizmaları ile işler ve hüküm verirse onun çevresini kapsayan bu yolsuzluk soruşturmalarını sonuçlandırma ihtimali mevcut. Kısaca, HSYK seçimlerinin, yargıyla ilgili yapılan spekülasyonların tamamının sebebi bu yolsuzluk soruşturmalarını durdurma çabasından ibaret. Bunun için musluğun kapalı kalması ve hepimiz için adaletin imkansız hale gelmesi lazım. Sebepleri unutanlar için tekrar hatırlatalım. Yargıya, yargıçlara yönelik tartışmaların, yoğun HSYK gündeminin tek sebebi, yolsuzluk dosyalarını kapalı tutmak değil miydi?

Yargıyı toptan hedef alan “Paralel” suçlaması, dikkat ederseniz bu yolsuzluk soruşturmaları ile sınırlı. Bu dosyalar olmasaydı, “yargı darbesi”, “paralel yargı”, “paralel savcı ve yargıç” muhabbetlerine ve bu minvalde yapılan cadı avına şahit olur muyduk?

Mümtaz’er Türköne’nin yazısı