Etyen Mahçupyan: Kürt hareketinde nörotik sapma mı?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Hükümetin çıkardığı ‘çerçeve yasanın’ Kürtler tarafından bir sözleşme ve yol haritası zemini olarak algılandığını duyduktan kısa bir süre sonra aynı cenahtan ‘çözüm süreci bitmiştir’ cümlesinin çıkması beklenmiyordu. Bunun ilk bakışta ‘nörotik bir sapma’ olduğu söylenebilir. Uzun süreli direniş etrafında sosyalleşen PKK türü hareketler, kendi içlerindeki statükonun sarsılması tehlikesi karşısında çözümü erteleme eğilimi gösterebilirler. PKK Kürtlerin birçoğu için bir tür ‘ana rahmi’ işlevi gördü. Çok sayıda kişi orada huzur buldu, kendisini insan gibi hissetti, saygın bir kişiliğe kavuştu. Barış ve çözüm için uğraşmaktaydılar ve bunlar sunulduğunda reddetmeleri mümkün değildi. Ama her fırsatı barış ve çözümün gelmeyeceğini kanıtlamak için kullanmaktan da vazgeçmediler. Çünkü hayatın değişmesi her zaman umut yanında bir korkutuculuk da taşır. Barış ve çözüm birçok PKK’lı için bulutlardan yere inmeyi ima ediyor ve birçoğu buna hazır olmayabilir.

Bu psikolojik arka plana örgüt içindeki farklılaşmaları, örneğin hedef ve strateji açısından Öcalan’dan epeyce ayrı düşünme ihtimali olanların varlığını ekleyebiliriz. Ayrıca örgüt içinde nesiller arası bir ayrışmanın da kendiliğinden oluştuğunu, genç kadroların kafasının şu anki ‘sakin’ sürece pek de yatmadığının altını çizebiliriz. Özellikle bunca yılı, emeği ve acıyı bağımsız devlet uğruna harcamış olanların, şimdi birden ‘ne idüğü belirsiz’ bir özerkliğe kolayca tav olmalarını beklemek gerçekçi olmaz. Dolayısıyla barış ve çözüm ne denli cazip görünürse görünsün, Kürtler ve özellikle PKK’lılar için barış ve çözümden ‘kaçışın’ da maddi ve manevi bir zemini var.

Ancak bunların hiçbiri Türkiye ile IŞİD’i aynı kaba sokmak için yeterli değil.

Etyen Mahçupyan’ın yazısı