… El Kaide ve IŞİD’e katılımın olduğunu görüyoruz.
Örgütlerin neredeyse tamamı Selefi-Vehhabi İslam yorumunu paylaşıyorlar. Bu tarihte teşekkül etmiş bulunan en sert, başka yorumlara açık olmayan radikal yorumdur ve bugünkü dünyanın şiddetine karşı konabilecek elverişlilikte bir tepkiyi besleyebilmektedir.
Sözünü ettiğimiz örgütlerin sağlıklı ve elbette İslami açıdan kritiğe, eleştiriye açık tepkileri olduğu doğrudur. Ne var ki sosyal bilim teorileri, ortaya çıkan bir olayın hangi belirleyici ve etkileyici faktörlerden beslendiğinin araştırılması gerektiğine ilişkin esaslı kabulleri var.
İslam dünyası 200 küsur senedir Batı’nın askeri, ekonomik ve sosyo-politik tahakkümü altında yaşıyor. İşgaller, saldırılar, hükümet darbeleri, baskı rejimleri bitmiyor.
İşgallerin, çatışma ve aşağılanmaların hüküm sürdüğü bu coğrafyada sağlıklı gruplar değil, şiddeti en aşırı uçta kullanan örgütler söz söyler. Maalesef bu patalojik, hasta ortamda sağlıklı düşünen Müslüman da çıkmıyor. Baskı, zulüm ve ahlaki yozlaşma tepkiyi de sağlıksız kılıyor. Demokrasiler yolsuzlukların, suiistimallerin önüne geçmiyorsa, ilim ve ahlak sahibi kanaat önderleri bu ahlaki çürümeyi tolere edebiliyorsa IŞİD gelir ve “Andolsun hırsızların eli kesilecek” diye bağırır.
Evet tepkiler sağlıksız. Ama! Adalet yoksa barış yoktur. Hukuk yoksa adalet yoktur. Ahlak yoksa hukuk yoktur. Ahlak yoksa, bol bol dinden söz edilir ama dinin özü yoktur. Etkinin cinsinden tepki vardır.