Gönlümüzü okşayan, içimizi ürperten, duygularımızı kanatlandıran bir retorik var siyasetin dilinde.
İşittikçe coşuyoruz. Ama bunların bir kısmı açıkça realiteye aykırı. Bir kısmının ise konumuzla ilgisi yok. Dolgu için kullanılıyorlar. Kızılelma, Malazgirt vs.. (…)
Ama “ecdadımızın” şan ve haşmet dolu o büyük başarıları nasıl elde ettiklerini düşünmeksizin… Sanki onlar da sabah akşam “vatan, millet, din, kitap” nutukları atarak yaptılar o işleri…. (::)
Ne var ki ekonomimizin durumu ortada. Yargı sistemimizin, eğitim sistemimizin durumu ortada… Ne ürettiğimiz ortada. Ne geliştirdiğimiz ortada… Gayrisafi yurtiçi hâsılamız ortada, borçlarımız ortada, bütçemiz ortada… Paramızın dolar ve Euro karşısındaki durumu ortada…
Bu tabloyu düzeltmek için, geliştirmek için çaba harcamakla olur milliyetçilik… Ve tam da buralardaki kusurları örtmek için, dikkatleri dağıtmak için milliyetçilik enstrümanını oyuna sokanlara aldanmamakla olur.