AİHM’nin kararı (…) insan hakları meselesidir bu diyor ve devletin kimseyi zorlamamasını istiyor. Buna mukabil Başbakan Davutoğlu, ateistlerin bile zorunlu din dersi alması gerektiğini söylüyor.
İki nedenden ötürü katılmıyorum o görüşe.
Birincisi, bu eğitimin verildiği dönemde bir çocuğun ateist olabileceğini düşünmek zor.
“Din bilgisi ve ahlak” dersinde Sünni- Hanefi akaid ve muamelat anlatılıyor. Devlet bu işlerde üst otorite olmak istiyorsa olabilir fakat ders seçmeli olmak zorundadır. Dileyen alır, dilemeyen almaz. Bu kadar basit. Gerçekten bu kadar basit.
İkinci itirazım şu: devlet bu konuda o derecede güçlü olmak istiyor ki, “ahlak” gibi aslında sivil olması gereken bir kavramı dahi “din bilgisi” sınırları içine alıyor. Dinsellik ahlakı kapsar. Ama her ahlak dinsel olanla özdeş değildir.
Bireyin dinden ahlaka gelmesi değil, ahlaktan dine gitmesidir ideal olanı.
İşte onun için diyorum ki, dinin öneminin ve toplumca kabulünün gitgide arttığı bir dünyada, din eğitiminin aşağıdan gelen bir talep olduğu ve öylelikle güçlü bir meşruiyet kazandığı bir ortamda, tam da bu ortamda, bu alan özgürleştirilmeli ve demokratikleştirilmelidir.
Şeytan ve ayrıntı meselesidir artık demokrasi!