CANAN COŞKUN
canancoskun2@gmail.com / @canancoskun
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Türkiye’de polis ve bekçinin işkence ve kötü muamele yaptığını belirtti. HRW, vakaların artışının araştırılmasını talep etti.
Örgüt, internet sitesinden yayınladığı açıklamasında, polis ve gece bekçilerinin son iki ay içinde Diyarbakır ve İstanbul’da en az 14 kişiye yönelik ciddi ihlallerde bulunduğuna dair güvenilir kanıtlar olduğunu belirtti.
Örgütün yer verdiği bazı vakalar şöyle:
‘Köpekli işkence’
HDP Yerel Yönetimler üyesi ve eski Edremit belediye başkanı Rojbin Sevil Çetin, Mardin başsavcılığı tarafından başlatılan bir soruşturma kapsamında 26 Haziran’da Diyarbakır’daki evine yapılan baskınla gözaltına alınarak tutuklandı. Çetin maskeli polislerin apartman dairesinin kapısını kırdı ve iki köpeği üzerine saldı, köpekler onu ısırıp yaraladı. Çetin, polis memurları tarafından gözlerinin bağlandığını, kafasına bir silah dayandığını, kelepçeli ve yırtık kıyafetleri ile yarı çıplak yatarken sırtına basıldığını, yere yatırılıp fotoğraflarının çekildiğini, tükürüldüğünü, yumruklandığını, üzerine su döküldüğünü ve sözlü olarak taciz edildiğini, sonra da polis karakoluna götürüldüğünü ifade etti.
‘Vurun, öldürün onu!‘
Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde 30 Mayıs’ta polis memuru Atakan Arslan’ın öldürülmesinden bir gün sonra faillerin yakalanmasına yönelik operasyon kapsamında Şeyhmus ve Menice Yılmaz’ın evi polislerce basıldı. Şeyhmus Yılmaz, maskeli polis memurlarının kapıyı kırdığını, eve iki köpeği soktuklarını, köpeklerin kendisini ısırdığını, eşine de saldırıp tırmaladıklarını söyledi. Şeyhmus Yılmaz, eşinin üç çocuğunu alıp başka bir odada köpeklerden sakladığı esnada polisin onu yere yatırıp dövmeye başladığını “Bu o. Vur onu. Tut onu. Öldür onu!” dediğini iddia etti. Yılmaz, kendisinin aranan kişi olmadığını fark etmelerinden önce yaklaşık beş dakika boyunca onu dövdüklerini, omzunda ve belinde ısırık izleri oluştuğunu, boynunda ve karnında da çizikler bıraktıklarını söyledi.
‘Bayılana kadar boğazını sıktılar‘
Polis Atakan Arslan’ın öldürülmesiyle ilgili soruşturma kapsamında Diyarbakır’da gözaltına alınanlardan biri de Muhammed Emir Cura’ydı. Rapora göre, Cura karakolda soyuldu, coplarla ve yumruklarla dövüldü, polisler bayılana kadar onun boğazını sıktı.
‘Polis dişlerini kırdı‘
Halit Eray Tosun ve Koray Tosun kardeşler, 12 Haziran’da Diyarbakır’da polise mukavemet ettikleri iddiasıyla gözaltına alındı. Valiliğin iddiası, Tosun kardeşlerin işlettiği kafede Covid-19 tedbirleri kapsamındaki sosyal mesafe kuralına uyulmadığı ve maske takılmadığı yönündeydi. Müdahale de bu nedenle yapılmıştı.
Rapora göre, dört polis memuru kardeşlerin işlettiği kafeye girdi ve Covid-19 önlemleri kapsamındaki tedbirleri ihlal ettikleri gerekçesiyle herkese para cezası keseceklerini söyledi. İddiaya göre Koray Tosun’un herkese ceza kesilemeyeceği konusundaki ısrarları üzerine polislerden biri ona tokat attı. Koray Tosun, kaçmaya çalıştığında beş polisin yüzüne biber gazı sıktığını ve kendisini dövdüklerini söyledi. Kardeşine yardım etmeye çalışan Halit Eray Tosun da biber gazından bayıldı ve kelepçelendi. Polis, Tosun kardeşleri ve iki çalışanı gözaltına aldı. Halit Eray Tosun, polisin kendisini karakola giderken dövmeye devam ettiğini, testislerini copla ittirdiğini söyledi. Halit Eray Tosun’un iddiasına göre, karakolda polis memurları onun yüzüne ve karnına yumruk attı, üç dişini kırdı ve kafasına telsizle vurdu. Raporda polisin Eray Tosun’un ön dişlerini kırdığı iddiasını destekleyen bir fotoğraf da yer aldı.
Avukata ters kelepçe
Avukat Cihat Duman, 5 Temmuz’da Beyoğlu Mis Sokakta’ta iki kişinin bekçiler şiddete maruz kalarak gözaltına alınmasına müdahale etmek istemesi üzerine ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasıyla gözaltına alındı. Raporda, Duman’ın bekçiler tarafından dövüldüğü, kelepçelediği, yüzüne biber gazı püskürtüldüğü ve polis karakoluna götürüldüğü belirtildi.
‘Kötü muamele belirgin bir şekilde arttı‘
Rapora göre, özellikle 2016’daki darbe girişiminden bu yana, gözaltında polis tarafından yapılan işkence ve kötü muamele belirgin bir şekilde arttı. İnsan Hakları İzleme Örgütü Program Direktörü Yardımcısız Tom Porteous şunları kaydetti: “Türkiye cumhurbaşkanı ve içişleri bakanı, Türkiye’nin işkence ve kötü muamele mutlak yasağına uyacağını ve kötü muameleden sorumlu olanların adalete teslim edileceğini koşulsuz olarak açıkça belirtmelidir.”
Raporda vakalara yönelik şu değerlendirmelere yer verildi:
- Üst düzey yetkililerin vakaları kınamaması ve iddiaları soruşturmak yerine örtbas etmeye hazır olmaları, güvenlik güçleri için yaygın bir cezasızlığa sebebiyet verdi.
- İnsan Hakları İzleme Örgütü tarafından son yıllarda belgelenen diğer kötü muamele ve işkence vakalarında mağdurlar adalete ulaşamamıştır.
- Türkiye, işkenceye tahammül etme, işkence iddialarını yüzeysel şekilde reddetme ve gözaltındaki şüphelilerin yaralanma ve ölümlerinin ne şekilde gerçekleştiğine dair ikna edici olmayan açıklamalar yapma konusunda uzun ve kötü bir geçmişe sahip.
Soru önergelerine cevap verilmiyor
Raporda, muhalefet milletvekillerinin işkence veya kötü muamele ile ilgili olarak sıklıkla Meclis’e yazılı önerge sundukları hatırlatıldı şunlar dendi: “Meclis kuralları uyarınca 15 gün içinde sorulara cevap verme yükümlülükleri bulunmasına rağmen, içişleri ve adalet bakanlıkları çoğu soruya cevap vermedi. İçişleri Bakanlığı, Mayıs 2019’da ülkenin güneydoğusundaki Şanlıurfa’da 55 erkek ve kadına işkence edilmesi iddialarına ilişkin bir soruyu ‘güvenlik güçlerine karşı asılsız ifadeler ve karalama kampanyaları’ diye niteleyerek reddetti. İlgili şikayetler soruşturulmadı.”