Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun (AİHM’in zorunlu din dersi kararıyla ilgil açıklaması) çarpıcı, fakat AİHM’nin ortaya koyduğu meseleyi gözden kaçırıyor. Mahkeme din derslerine karşı değil, mevcut derslerin İslam’ın Sünni yorumu lehine taraf olduğunu ve bırakın diğer dinleri, İslam’ın diğer yorumlarına bile eksik ve yüzeysel değinmekle yetindiğini söylüyor.
Kişinin dindar bir Müslüman, Hıristiyan ya da Yahudi olup olmayacağı, her birey için özgür bir seçim olmalı, fakat din sadece inananların meselesi olmayacak kadar da önemli.
Bu nedenle, Türkiye’de ya da başka yerde, bütün lise öğrencileri, tüm inançlar hakkında objektif bilgi verecek zorunlu dersleri almalı. Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan bir ülke olarak, Türkiye örneğinde, derslerin İslam’a belli bir vurgu içermesi normal ve hiç kimsenin bununla bir sorunu olmayacaktır.
Türkiye devleti böyle dengeli dersler önerme istekliliğinde olmadığı sürece, Alevi öğrencilerin derslere katılmama hakkı olmalı. Ama benim tercih ettiğim seçenek, tüm öğrencilere inanç ve din hakkındaki her şeyi anlamaları ve sonrasında üzerinde iyi düşünerek seçim yapabilmeleri için gerekli bilgiyi veren tarafsız bir müfredatın uygulanması olurdu.
Bu bakımdan Davutoğlu haklı, müfredata Marksizmi de içeren, zorunlu felsefe dersinin eklenmesinin faydası olacaktır.