Yolları Türkiye'den geçen İranlılar
Y

NEVŞİN MENGÜ

@nevsinmengu

İranlı göçmenlerden haberler ardı ardına geliyor son dönemde. Rejimden kaçan İranlılar için Türkiye hem bir kurtuluş hem de geçiş destinasyonu. Parası olan buradan ev alıyor, burada yaşamaya başlıyor. Olmayan dağlardan geçerek kendini Türkiye’ye atıyor. Kimisi burada kalıyor, kimisi Avrupa’ya geçmeye çalışıyor.

En son 17 yaşında genç bir İranlı haber oldu. Kamran Guderzi. Bir miktar para biriktirip evden ayrılan Guderzi, Çaldıran’dan Türkiye’ye geçti. Şubat ayında kayboldu, mart ayında karlar eriyince de cesedi karların altından çıktı. 

Kamran Guderzi’nin babası Abbas Guderzi’yle konuştum. Tahran’da yaşayan ortasınıf bir aile. Kamran Almanya’da yaşayan amcasının yanına gitmek istemiş. İnsan kaçakçılarıyla anlaşıp Türkiye üzerinden geçme işine girmiş. Yanında cep telefonu olduğu için yolda sık sık babasına haber vermiş. İran Çaldıran’ından Türk Çaldıran’ına geçtikten kısa bir süre sonra Kamran bileğini burkmuş, beraber yola çıktığı kafile ilerlemiş, Kamran geride kalmış. 

Kamran Guderzi, babasına verdiği bilgiye göre bir süre sonra bir anayola ulaşmış ve Türk polisi ile karşılaşmış. Babası Abbas Guderzi, “Oğluma korkmamasını polis arabasına binmesini söyledim. Türk polisi İran’a resmi yollardan teslim eder, bir şey olmaz” dedim diyor. Kamran polisin kendisini diğer kaçaklarla birlikte, karakola götürdüğünü, topluca bir yerde tuttuğunu aktarıyor. Sonra da babasına “Cep telefonumu görürlerse alırlar, ben kapatıyorum” diyor. Kamran ile babasının iletişimi bu noktada kopuyor. Abbas Guderzi uzun bir süre oğlundan haber alamıyor. İran’da polise başvuruyor, İran polisi Türk polisine yazıyor. Ancak ta mart ayında karlar kalktıktan sonra Kamran’ın cesedi dağda kendisi gibi bir grup göçmenle bulunuyor. Diğer göçmenler Pakistanlı ve Bangladeşli.

Abbas Guderzi, “Eğer oğlumu Türk polisi yakaladıysa neden İran’a teslim etmedi” diye soruyor. Abbas Guderzi’ye Çaldıranlılar, bölgede iki dağ olduğunu birinin geçmesinin kolay olduğunu, öbürünün ise çok sarp olduğu için geçmesinin imkansız olduğunu, Kamran’ın cesedinin de burada bulunduğunu söylemişler. Abbas Guderzi, “Türk polisi oğlumu yakaladı, İran’a teslim etmek yerine dağlara bıraktı” diyor. Gencecik oğlunu kaybetmiş bir baba, elbette acı içinde.

Konuyu sormak için Çaldıran karakolunu aradım. Karakoldaki polisler, kesinlikle yakalanan göçmenlerin bırakılmadığını hepsinin kayıt altına alındığını ve resmi yollardan geri gönderme merkezleri üzerinden geri gönderildiklerini söyledi. 

Bir başka vaka da İran tarafına teslim edilen bir isim, ancak keşke teslim edilmeseydi. İranlı aktivist Nasrullah Leşeni, İran’da 2009 seçimi sürecinde ortaya çıkan hareket Yeşil Yol aktivistlerinden. Leşeni, Mussaddıkçı, Milli Cephe’ye yakın bir aktivist. Yani seküler bir İran için mücadele veriyor. Leşeni, Önce Kuzey Irak Kürt Yönetimi bölgesine kaçmış. Buradan üçüncü bir ülkeye sığınma talebinde bulunmuş, Birleşmiş Milletler’den (BM) siyasi sığınmacı statüsünü almış ancak üçüncü ülkeden kabul süreci çok uzamış.

Leşeni bunun üzerine Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçmeye karar vermiş, yakınlarının anlattığına göre BM’den sığınmacı statüsünü almış olmasına da güvenmiş. Leşeni Türk polisi tarafından, İran tarafına teslim edilmiş. Leşeni’nin yakınları, Türk polisinin cep telefonu hariç her şeyine, sırt çantasına parasına vesaire Türkiye’nin el koyduğunu da söylüyor. Leşeni’nin İran’da rejim karşıtı faaliyetlerinden dolayı kesinleşmiş hapis cezası var, hem hapis cezasını yatacak, hem de kaçtığı için hakkında yeni dosya da düzenlenecek. Yazık… Leşeni olayıyla ilgili Farsça basından detaylara ulaşmak mümkün. İlgilenenler, BBC’den ve Iran International’dan bakabilir.

Türkiye’de artan göçmen sayısının iktidarın oylarında bir düşüşe neden olduğunu yerel seçimlerde gördük. Anlaşılan Türkiye bu konuda tavizsiz bir politikaya geçmiş. Daha iyi bir hayat ve daha güzel bir dünya için mücadele eden insanları da bu tavizsiz politika için feda etmek zorunda mıyız?