
NEVŞİN MENGÜ
@nevsinmengu
Aslında yazıya, ‘Muhalefet belediyelerinin salgında ön alması AKP’nin kimyasını bozdu’ diye girecektim ama böyle bir kimya zaten epeydir yok. Cumhur ittifakı kurulurken MHP’nin AKP içinde eriyeceği yorumları yapılıyordu, gel gör ki AKP dev bir MHP’ye dönüştü.
2002 AKP’si 2020 AKP’sinden çok farklı. Bu, 2002 versiyonunun çok daha iyi olduğu anlamına gelmiyor. AKP’nin kuruluşu ve iktidara gelişiyle yeşeren umutlar, Türkiye’de sekülerlerin totalitarizm aşığı olduğu, olsa olsa İslamcıların Türkiye’de demokrasiyi inşa edebileceğine dair oryantalist öngörülere dayanıyordu, çökmesi uzun sürmedi.
Her neyse, AKP 20 yıldır, “Bunlar iki kaz güdemez, bunlar anca eleştirir, bunlar yönetemez” söylemiyle iktidarını besledi. Bu söylem de gerçekten çalıştı. ‘CHP çalışmaz sadece eleştirir, bir şey yapmaz’ inancı seçmende, hatta bir nebze CHP seçmeninde bile yerleşti.
Zaman ilerledikçe anlıyoruz ki Ankara ve İstanbul’u da içeren beş büyükşehir belediyesinin muhalefete geçmesi Türkiye siyasetinde büyük bir kırılmaya işaret etmiş. AKP’nin 20 yıldır inşa ettiği, ‘Bunlar iki kaz güdemez’ söylemi çöküyor.
Covid-19 salgınıyla beraber muhalefet, belediyeleri öne çıkarmak ve yönetme becerisi olduğunu göstermek istiyor. Kolları sıvamış durumdalar. Ankara ve İstanbul’da belediyelerin bağış toplamasının yasaklanmasıyla başlayan itişme, cephe cephe devam ediyor.
Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin bedava ekmek dağıtması valilikçe engellendi. Valilik, “Belediye ekmekleri AFAD’a bağlı VEFA grupları aracılığıyla dağıtsın” diyor. AFAD, başkanlık sistemiyle beraber İçişleri Bakanlığı’na bağlanmış durumda. İktidar bu mücadelede tüm artıları kendi hanesine yazdırmakta kararlı. Kadıköy Belediyesi’nin seyyar bandolarını engellemek, İzmit Belediyesi’nin astığı bayrakların Kocaeli Belediyesi ekiplerince kaldırılması savaşın diğer cepheleri.
AKP, seçmeniyle yardımlar üzerinden simbiyotik bir ilişki kurmuştu. Yoksulluk çeken, yardıma ihtiyacı olan vatandaşı, iş bulabileceği eğitime yönlendirmek yerine devlet organları üzerinden belli bir sisteme oturtulmuş yardım ağlarına bağladı; bu vatandaşlara partinin il ve ilçe örgütleri ve belediyeler üzerinden yardım ulaştırdı. Muhalefet zaman zaman bu ilişki nedeniyle AKP seçmenini makarna ve kömüre oy vermekle suçladı. Mesele makarna ve kömüre oy vermek kadar basit olmasa da, AKP bu yardımlar yoluyla seçmeninde bir tür bağlılık ve minnet duygusu oluşturmayı başardı. Bu minnet, ‘AKP giderse bu yardımlar da kesilir’ endişesini de içeriyor.
Muhalefet belediyelerinin salgınla beraber kurduğu yardımlaşma ağları ve yardım sistemleri bu şüpheyi yıkma yolunda. İktidar da, politik iç güdüsüyle, muhalefet belediyelerinin attığı her adımı engellemeye çalışıyor.
Dönelim başa. Tüm bunlar iktidarın kimyasını(!) bozmuşa benziyor. Sürece ait en dikkat çeken tweetlerden birini AKP Çanakkale Milletvekili Bülent Turan attı:
“Çıldıracağım! Dünyanın en başarısız belediye başkanı ama sanki eleştirecek başka icraatı yok da sehven diye itiraf ettiği bir yazım hatası etrafında dönüp duruyoruz. Bu yaklaşımımız; sadece bu başarısız şahsı büyütüyor. Esaslı bir dil değişikliğine gitmek zorundayız. Böyle gidersek…”
Ekrem İmamoğlu 5 bin ton diyecekken “Bu hafta 500 bin ton asfalt serimi yaptık” ifadesini kullandı, sonra da “Sehven 500 bin dedik” dedi, özür diledi. İktidarın sosyal medya kolları ise bu mesele üzerine çullanmış durumda. Bülent Turan bu çullanmanın geri teptiği görüşünde. İmamoğlu’nun başarısız olduğu fikri ise elbette şu aşamada kendini bağlıyor.
İktidarın ortağı MHP’den geçen sene yapılan bir açıklama bugün de hakim olan bakış açısını özetliyor.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım A Haber yayınında şecaat arz ederken sirkatin söylemişti: “CHP’nin hedefi tek adam rejimini devirip demokrasi getirmek. Buna müsaade etmememiz gerekir.” Yıldırım, sonra da “Yanlış anlaşıldım söylediklerim çarpıtıldı” demişti.
Aslında söylemek istediği şu: “Muhalefet iktidar olmak için çalışıyor.” Cumhur koalisyonu, kendisini iktidarın doğal sahibi olarak görmeye öyle alışmış ki iktidar için rekabete girme fikri, koalisyon üyelerini dehşete düşürüyor.
Evet, muhalefet belediyeleri, ‘Biz yönetebiliyoruz’ demek için çalışıyorlar. Evet muhalefet kendisini belediyeler üzerinden kanıtlayarak iktidara yürümek istiyor. Demokrasi dediğin şey zaten böyle işliyor.