Savaş çığırtkanlığı kulakları sağır ederken geçinemediği için intihar edenler, kendini ateşe veren babalar, kangren hale gelen genç işsizliği, kış şartları altında çadıra, konteynere mahkûm edilen depremzedeler duyulmuyor. Muhalefet çığlığına kayıtsız kalanların sesi olamadığından milliyetçilik-mukaddesatçılık simsarlığı yapan birileri salonlarda cebe indirme hareketi eşliğinde gevrek gevrek gülebiliyor.
Ama unutmayalım; son gülen iyi güler…
Sadece zulme uğrayanın, saldırıya ve baskıya maruz kalanın, direnenin yüzündeki gülümseme devrimcidir. Çünkü inadın, teslim olmamanın, umudun ifadesidir. Hem yerel hem evrenseldir; hem umursamaz hem kararlıdır. Çoktur, çoğuldur, renklidir. Ama müstebidin çehresindeki gülümseme beton gibidir. Dümdüz, gri ve yalnızdır. Gözyaşının, baskının devam edeceğinin göstergesidir. Hangi yüzü seçtiğiniz nasıl bir hayat tercih ettiğinizin anahtarıdır. Ölümleri sıradanlaştıranların arkasında saf tutanlar ile yaşamak ve yaşatmak isteyenler arasındaki fark neye, neden, nasıl güldükleridir.