12 Eylül rejimimin getirdiği seçim yasaları barajlarla doluydu. Yüzde 10 ülke barajı, milletvekili sayısına göre bölge barajı… Örneğin bir seçim bölgesinden 4 milletvekili çıkacaksa bölge barajı yüzde 25 idi. Diyelim ki bir parti yüzde 40, öteki üç parti yüzde 20’şer oy aldı, 4 milletvekili de tek partiye gidiyordu. Sonradan bu kalktı. Ama ülke barajı kaldı.
Sağduyulu herkes, yüzde 10 seçim barajı yüksek, bu oran dünyada ortalama yüzde 3-5 derken, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle yüzde 10’luk baraj fiilen yüzde 50’ye çekildi.
Erdoğan’ın deyimiyle her şey yüzde 50 artı 1 için. Hal böyle olunca siyasetin de genetiği değişti. Son birkaç seçimin yüzde 49’a 51 olduğu ortamda yüzde 1’e sahip olan maymuncuk, yüzde 2 anahtar, yüzde 3 kapı!
Yüzde 10’u olan, “her şey benim sayemde” diyor, yüzde 15, “tapu bende” diyor…
Neredeyse hiçbir parti “kendisi” değil…
İnsanın Tarkan sesiyle Tarzan gibi bağırası geliyor:
Başkası olma kendin ol!