Bu işin öyle tatlı sularda particilik oynayarak sürmesi mümkün değildi. Partinin en üst düzeyinden dışlanacaksın veya ayrılacaksın; gidecek üstelik iki parti kurmaya soyunacaksın, “Cumhurbaşkanı’na fazla dokunmadan” işi sürdürmeyi düşüneceksin… olacak iş değildi. Eee, sen dokunmasan o başında bombayı patlatacaktı:
“Halk Bankası’nı dolandırmaya kalkıştılar.”
Cumhurbaşkanı diyor ki: “Bunlar dürüstlüğü kimseye bırakmıyor değil mi? Öksüz, yetimin hakkını kalkıp kurdukları üniveresiteye tapu devri yapmak suretiyle, Özelleştirme Yüksek Kurulu Başkanı sıfatıyla bunu sağlıyor. Peki, bu nasıl doğruluk, Peki, yanında kimler var?” (sayıyor hepsini..)
Kimse sormuyor, “Beyefendi engelleyebilirdiniz, yapmadınız, niçin şimdi?”