ELİF KEY
Slacktivizm denen başa bela bir hal var. Şöyle aktarayım: Slacktivist terimi slacker (tembel) ve activitst (aktivist) kelimelerinin birleşiminden oluşan bir terim.
Wikipedia tanımı ise şöyle: Dünyayı değiştirmek adına önemli olduğunu düşündüğü bir konuda sadece içini rahatlatmak adına destek veren ama harekete geçmeyen kişi. Bir nevi fonda Halil Sezai’nin parçası ve sosyal medyada bir ‘İsyaaaaan!’ hali.
Lakin…
Bu isyankar kişilik, kendisi bir hanımefendi veya bir beyefendi şöyle yapıyor, bir facia olduğu vakit ya da bir şeyi boykot etmek istediği vakit, sırf kendi de bir şey yapıyor diye görünsün diye, misal en kolayından profil fotoğrafını değiştiriyor. Soma’da olduğu gibi kömür karası yapıyor resmini.

Sonra koşuyor Instagram’a, karakalemi bolca sürdüğü bir A4’le yüzünü gözaltlarını boyuyor. Altına ‘SOMA 🙁‘ yazıyor.
Bu şu demek oluyor: Bu hanımefendi veya beyefendi -alacağı layklar ziyade olsun- bir madene girmeden nasıl madenci olunuru anlatıyor bizlere.
Tek bir damla dahi ter dökmeden, yeraltında kilometrelerce yürümeden. Yatak odasından salona geçiyor, yüzünü boyuyor ve yanındakine ‘Beni bi’ çeksene’ diyor.
‘Keşke hepiniz ölseydiniz’
Peki ne yapacaktı diyeceksiniz? Bilmem ne yapacak. Umudumuz o ki açılan yardım hesaplarından birine para yatıracak, çocuklara eğitim fonuna destek olacak, atlayacak Soma’ya gidecek.
Belki de tüm bu yardımları sessiz sedasız yapıyordur, bilemeyiz. Kimseyi yargılayamayız değil mi?
Ama işte yetmiyor!
Hiçbir şey yapılmamasından elbette çok daha iyidir lakin ama sadece birkaç günlüğüne profil fotoğrafını hayatını kaybeden insanlar için karartıp, sonra da tatile çıkıp seçimler için evine döndükten (ki bu da büyük fedakarlık günümüzde) dün olduğu üzre Soma hakkında atıp tutmak, ‘Keşke hepiniz ölseydiniz’ yazmak slacktivizmden ziyade şuursuzluğa giriyor!
Halk, AKP’yi 12 senedir ilk kez cezalandırmış
Zira buyrun telefonun ucunda Soma’dan gazeteci meslektaşım Yusuf Sarıpınar…
Soma Olay Gazetesi Haber Müdürü Sarıpınar kayınpederini kaybetmiş faciada….
Soma’da takvimler 13 Mayıs 2014’te duruyor; başbakanlık danışmanı Yusuf beyin attığı tekme atıldığı meydanda hâlâ havada, Başbakan Erdoğan’ın Soma ziyaretinde yaşananlar marketin raflarının dibinde. Durum sandığınız gibi değil. Halk, AKP’yi 12 senedir ilk kez cezalandırmış.

“Evet fark az ama en az 2 bin kişi oyunu AKP’ye vermedi” diyor Yusuf bey.
Zira, Erdoğan’ın faciadan sonra Soma’ya gidip de verdiği demeçleri, Yusuf Yerkel’in tekmesini unutmamış kimse.
‘”Burada halkın yüzde 90’ı AKP’li ve hatta aslında Erdoğan’lı. AKP’den de Erdoğan’dan da vazgeçmezler. Unutulan şey şu, kırsal kesim ne olursa olsun oyunu ancak ve ancak AKP’ye atar” diyor Sarıpınar.
Soma unutulmak üzere
Facia sonrasında yaralar maddi anlamda az çok sarılmaya çalışılsa da manevi yaralar apaçık duruyor.
“Özellikle maden işçileri çok zor durumda” diye devam ediyor Sarıpınar. Zira madenler kapalı, 7 bin işçi çalışmadan duruyor. Evet maaşlarını alıyorlar, lakin akıbetleri belirsiz. Bölgede çalışan tek bir maden kalmış.

Bu arada, aileler maaşa bağlansa da hâlâ daha maaşa bağlanma şartları ‘olgunlaşmadığı’ gerekçesiyle en az 60 aileyi de meclis bekletiyor. O yasa meclisten geçerse onların da evine ekmek girebilecek.
Sarıpınar, “Halktan yardımlar gelse de hissediyoruz Soma unutulmak üzere” diyor.
Belediyeden konuştuğum ancak ismini vermeyen görevli, “Ne yapacaklardı? İşsiz kalırlar, aç kalırlar, çaresizler… Ama bakın kimse unutmadı, acımızın olduğu günlerde yediğimiz azarları” diyor.
432 çocuk!
Şimdi dönelim başa. Orada günlerce madenin kapısında oğlunun, damadının, kocasının cesedini bekleyenler vardı. 432 çocuk babasız kaldı.
Nitekim, orada kiminle konuşsanız aynı şeyi duyarsınız, ‘Resmi rakam 301 dese de, inanmayın, en az iki katı insanımızı kaybettik ama resmi rakam bu dediler, biz de buna uyuyoruz’ diye.
‘Bakanlığa yardım yapmayın, o paralar bize ulaşmaz, bize elden ulaştırın biz dağıtalım’ derler ufak sesleriyle, yardıma muhtaç olmak da güçlerine gittiğinden.
Hadi ölüm madencinin fıtratında vardı…

Şimdi Soma halkı bu haldeyken, o insanlara milyarlar da verilse, çocukları kocaları babaları dönmeyecek.
Kaldı ki Murat Göğebakan’a bir Fatiha’yı çok görmeyen, önündeki kitleye yedi saniyede bir Fatiha’yı okutturan yeni Türkiye’nin 12’nci Cumhurbaşkanı bile Soma’da kaybettiklerimizi o Fatiha’ya katmazken, Soma hakkında atıp tutmayalım.
Birisini gördüm şöyle yazmış, ‘Keşke hepiniz ölseydiniz’ diye, yapma şuursuz kardeşim, öldüler zaten. Hadi ölüm madencinin fıtratında vardı, senin fıtratındaki linç çılgınlığının çaresi de yok.