İnsanlık büyük tehdit altında. Tehdidin boyutunu belirleyen; bitmek tükenmek bilmeyen sömürü düzeni. İnsanlığın yakaladığı en yüksek teknolojik seviyeye ve en ileri toplumsal düzene rağmen ne sömürü hevesi köreldi, ne de kendinden olmayanı ötekileştiren anlayış. Kendini en yüksek teknolojik seviye ve en ileri toplumsal düzene sahip olmakla takdim eden Batı’nın küresel güçleri, uluslararası sistemi kendine bağlayarak, elde ettiği üstünlükleri eliyle sömürü düzenini tüm mazlumlara dayatmayı bugün de sürdürüyor.
Ne egemenlik projeleri eksiliyor, ne de sınırlarının ötesinde sömürü refleksi. Azgınlık düzeyinde gözü dönmüşlük hakkı, hukuku, adaleti yeryüzünden silerek, büyük bir riyakarlığı yerleşik kılmaya devam ediyor. Ne mazlumun sayısı eksiliyor, ne zalimin. Ne zalimin düzeni sarsılıyor, ne mazlumun derdine derman olunuyor.
Bu noktada akla gelen ilk kurum Birleşmiş Milletler (BM) denilen küresel çatı. BM; dünya barışı ve güvenliğinden sorumlu küresel bir kuruluş olarak, bugüne değin mazlumların sorunlarını çözemeyen yapısıyla varlığı-yokluğu tartışmalı bir konuma düşmüştür.