Ruşen Çakır: IŞİD'in yönetim katındaki stratejik akıl hayli güçlü

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Irak ve Suriye’yi yönetenlerin IŞİD ve benzeri örgütler için son derece elverişli bir zemin yaratmış olduklarının altını çizmemiz gerekir. İkinci olarak Ortadoğu’da bir süredir yaşanan mezhep eksenli güç savaşında, Irak ve Suriye’deki İran’ın nüfuzunun etkisini kırmak isteyen, Suudi Arabistan, Katar gibi Körfez ülkelerinin oluşturduğu “Sünni Blok”un, bir dizi fiyaskonun ardından (Özgür Suriye Ordusu vardı bir ara, sahi ne oldu ona, hâlâ var mı?) radikal İslamcı yapılardan medet ummalarına dikkat çekmeliyiz. Bu blokla iyi ilişkiler içinde olan bölgesel ve küresel güçler de bu vahim hatayı engellemek için çaba göstermedikleri için sorumluluğu paylaşmaktadırlar.

Bir diğer husus, IŞİD’in, kendisine dünyanın dört bir tarafından gönüllü bulmaya imkan sağlayacak bir ideolojik perspektifinin olmasıdır. Bu bağlamda “İslam devleti” ve hatta “hilafet” ilanının ardından IŞİD’in hamlelerine devam ediyor olması, bunlarla dalga geçenler için iyi bir ders olsa gerekir.

IŞİD’in yönetim katındaki stratejik aklın hayli güçlü olduğu anlaşılıyor. Fakat ihmal ettikleri çok önemli bir husus var: Gerek Irak, gerek Türkiye, gerekse Suriye Kürtleri de stratejik konularda hiç de boş değiller ve yıllar boyunca yaşadıkları nice mağduriyet sonucunda elde ettikleri kazanımları IŞİD ve benzeri yapılara terk etmeye hiç mi hiç niyetleri yok.

Ruşen Çakır’ın yazısı