Etyen Mahçupyan: Kürtlerle 'siyasi felç' ortak gelecek tasavvuruyla aşılıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Ermeniler ‘son Osmanlı’ olmanın bedelini ağır ödediler. Kürtler ise arada bir yerde kalıp siyaseten paralize oldular. Müslüman oldukları için yeni ulus devletin doğal ve asli parçasıydılar ama Kürt oldukları için de bunu ancak bir üst kimlik altında kabullenmeleri mümkündü. Oysa zaman Türk milliyetçiliğinin etnik temelde ‘arandığı’, bunun üzerinden iktidar devşirildiği dönemdi. Bireyselleşmeyi ve özgürlüğü bir yana bırakan ‘tek ayaklı’ modernlik Kürtleri gafil avladı, onları kandırmakla kalmayıp ‘rejim suçlusu’ haline getirdi.

Böyle bir devlet karşısında belirli bir nüfusa sahip bir kimliğin içinden ayrılıkçı siyasetlerin çıkmaması, bunlardan bazılarının silaha sarılmaması mümkün değildi. Devlet ise aslında bu ayrılıkçı ve silahlı örgütün varlığından gayet memnun oldu. Onu rejimin, vesayetin, rant paylaşımının ve yozlaşmış sosyoekonomik yapının garantisi olarak gördü.

Böylece yıllar geçti ama birden zihinsel planda beklenmedik bir ‘geri dönüş’ yaşandı. Ayrılıkçı olan örgüt birlikte yaşamaya, silahları bırakmaya hazır olduğunu söylemeye başladı. Bellek geri dönmüş, günümüzün post modern dünyasında ortak gelecek tasavvuru ile buluşmuştu. Cezaevinden çıkmadan kısa bir süre önce görüşmemizde Hatip Dicle bu dönüşümün ‘rasyonalitesini’ açıklamakta zorlanmadı. Çünkü neredeyse bütün hayatını bu güne ulaşmak üzere silahsız bir siyasetin savunusunu yaparak geçirmişti.

Etyen Mahçupyan’ın yazısı