Bu da oldu. “Hangi sıfatla olursa olsun kalkıp da yargı mensuplarını baskı altına alamazsınız.” lafını bir başkası değil Başbakan söyledi. Üstüne üstlük Anayasa’nın 138. maddesini hatırlattı. Türkiye’de son yedi ayda her Allah’ın günü, paspas gibi çiğnenen ve kevgire dönen şu meşhur 138. maddeyi: “Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.”
Maddenin tamamını okuduğunuz zaman, bahsedilen “organ”, “makam” ve “merci” ile bugün Recep Tayyip Erdoğan’ın üzerinde oturduğu koltuğun murad edildiğini tereddüt etmeden çıkartabilirsiniz. Başbakan’ın lafına “komedi gibi” sözü bu yüzden hafif kalıyor. Yargı mensuplarını toptan “çete” diye yaftalayan, siyasî çıkarlarına aykırı düşen soruşturmaları yürüten savcıları, kararları veren yargıçları “hain” ilan eden, yasama organındaki çoğunluğunu ve elindeki icra gücünü sadece yargı üzerinde tahakküm kurmaya hasreden Başbakan, 138. maddeyi önümüze koyuyor. Herhalde dalga geçiyor?
Hükümetimiz yedi buçuk aydır, ağır yolsuzluk ithamları ile karşı karşıya. Bu ithamlardan hiçbiri ne yargıda ne de yasama organında soruşturulamıyor. Yasama organı, yargı bu soruşturmaları yapamasın diye hukuk düzenini altüst etti. Başbakan bu lekeyi silmek yerine, ülkede hiçbir suçun soruşturulamayacağı ve sadece güçlü olanın haklı çıkacağı keyfî ve kanunsuz bir düzen tesis etmeye çalışıyor.