Nazlı Ilıcak: Dinlemelerin hesabı, mantıklı yollarla sorulmalı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

İstihbari dinlemelerde 2007-2010 yılları (Ergenekon örgütünün takibinin yapıldığı zaman dilimi) mercek altına alındı. Bu kapsamda, dönemin İstihbarat Şube müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan ile bazı polisler tutuklandı. Bu gelişmeyi, Pensilvanya’nın Erdoğan’a darbe teşebbüsüyle nasıl irtibatlandırabilirsiniz? Bir kere, o tarihlerde Fethullah Gülen, ölülerin bile mezarlarından kalkıp oy kullanmasını savunuyor; Cemaat’e yakın isimler, kapı kapı dolaşıp AK Parti’ye oy devşiriyordu.

Cemaat ile ilgisi yok, peki “hükümete darbe yapmaya kalkışan örgüt” iddiasını nasıl temellendireceksiniz? 2007-2010’da Tayyip Erdoğan’la istihbarat el ele, yan yana Ergenekon’u takip ediyorlardı. Darbe teşebbüsü lâfı, yolsuzluk soruşturması üzerine 2013 Aralık’ında ortaya çıktı.

Eğer iddia edildiği gibi, Aydın Doğan veya kızı veyahut Leyla Alaton ya da Fatih Altaylı, eksik ya da yanlış isimlerle usulsüz dinlemelerin muhatabı olduysa, bunu hükümete karşı bir darbeye bağlamaktan ziyade, Başbakan’ın talimatıyla ilişkilendirmek ancak mümkün olabilir. Ama muhtemelen, şüphe üzerine ve Ergenekon çerçevesinde gerçekleşen iletişimin tespiti çalışması söz konusudur. Özen gösterilmemiş ve 10 binlerce konuşma içinde 207 adet usulsüz dinleme ortaya çıkmıştır. Mutlaka bunların hesabı sorulmalıdır. Fakat, örgüt ya da darbe teşebbüsü içine sokmak mantıken kabul edilemez bir durumdur.

Nazlı Ilıcak’ın yazısı