DR. YASİN TÜRKER
yasinturker@yahoo.com
Ocak 2017 de gazetelerde yer alan bir habere göre TSK’da 203’ü general ve amiral, 26 bin 278 subay, 64 bin 999 astsubay, 47 bin 570 uzman erbaş ile 16 bin 149 sözleşmeli er/erbaş 204 bin 74 yükümlü olmak üzere toplam ‘359 bin 273’ askeri personel görev yapıyor. Milli Savunma Bakanlığı’nın (MSB) Kasım 2018’de bir soru önergesine verdiği yanıta göreyse mevcudun kadroları karşılama oranı yüzde 65’te.
NATO ülkelerinin asker sayısına bakıldığında, TSK ikinci sırada yer alıyor. Türkiye’de ortalama her 200 kişiye bir asker düşmekteyken, Fransa’da bu rakam 320, Almanya’da 450 ve ABD’de ise yaklaşık 250 kişi. Eğer MSB’nin belirtmiş olduğu tüm kadrolar dolu olsa nüfusa oranla asker sayımız, Fransa’nın iki katı, Almanya’nın neredeyse üç katı, ABD’nin ise yüzde 50 fazlası olacak. Yeni askerlik kanunu ile askerlik süresi kısaldığına, bedelli askerlik kalıcı olduğuna göre, mükellef asker sayısında azalma olacak ve kadro karşılama oranı daha da düşecek. Artık görevi, iki asker değil bir asker yerine getirecek.
Yeni kanun ile yapılan düzenleme, acaba askere verilen görevin yerine getirilmesinde zafiyet yaratmayacak mı? MSB’nin cevabına göre, Şubat 2019 itibariyle silahlı kuvvetlerde uzman erbaş sayısı 72 bin 355, sözleşmeli er/erbaş sayısı ise 19 bin 887. Toplam kadronun 126 bin 500 seviyesinde olduğunu belirten Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, uzman erbaş ve sözleşmeli er/erbaş kadrolarında yüzde 30 oranında boşluk olduğunu belirtmişti. Kısa dönemde tehditler ortadan kalkmayacağına göre profesyonel kadroları karşılama oranı nasıl iki katına çıkacak?
Eğer bilimsel gerçeklikten uzak varsayımlarla ve gerekli simülasyonlar yapılmadan askerlik kanunu değiştirildi ise, çok değil altı ay içinde ülke savunmasında önemli zafiyetler oluşacak ve geçici tedbirler ile bunlar kapatılmaya çalışılacak. Akla gelen diğer bir soru ise kadroların ne kadar gerçekçi olduğu. Hükümet ya da TBMM Milli Savunma Komisyonu, bu konuda herhangi bir denetim yapıyor mu?
2013 yılında BİLGESAM tarafından yapılan bir kamuoyu araştırmasına göre toplumun yüzde 65.4’ü profesyonel orduya geçilmesini talep ediyor.* Genç işsizliğin (15-24 yaş arası) yüzde 25’i geçtiği ülkemizde, neden profesyonel ordu gençlerimiz tarafından bir meslek olarak tercih edilmiyor? Ne yapılmalı?
- Şehit ve gazi olanlar dahil olmak üzere TSK’da meydana gelen her türlü can kaybı ve yaralanma TBMM gözetiminde kurulacak bir komisyon tarafından etkin olarak araştırılmalı, sonuçları kamuoyu ile paylaşılmalı.
- ‘Erlikten generalliğe‘ söyleminin sahada bir karşılığı bulunmuyor. Subaylığa geçişte astsubaylar tercih edilmezken, tercih edilse de kariyer planlamasında önlerine pek çok engel çıkıyor.
- General/amiral terfileri liyakat esasına dayanmazken, süreç şeffaf olarak yürütülmüyor. Anayasamızın 117’inci maddesine göre ‘başkomutanlık’ henüz manevi varlığından ayrılamayan TBMM’nin, görevdeki ya da bir sonraki gnkur. bşk./kuvvet komutanının görevine ilişkin görüşleri, vizyonu ve atamasında hiçbir yetkisi ya da bilgisi bulunmuyor. Şu anda yetki bir kişinin iki dudağı arasında ve denetime kapalı.
- İtaatin esas olduğu bir meslekte, personelin özlük hakları başta olmak üzere hak ve hukukunu devlet otoritesine karşı savunacak ve dengeleyecek bir mekanizma mevcut olmadığından, keyfi ve denetlenemeyen yönetim anlayışı mesleğin cazibesini ortadan kaldırırken, çalışan kalitesini düşürüyor. Batı Avrupa silahlı kuvvetlerindeki sendika uygulamaları incelenerek mutlaka örgütlü bir destek sağlanmalı.
- Son 20 yılda ABD’nin liderliğinde, pek çok farklı çıkar grubunun, bilerek bilmeyerek, aldanarak ya da aldatarak katkı verdiği TSK’yı itibarsızlaştırma operasyonu ne yazık ki başarıyla sonuçlanmıştır. Küreselleşmenin etkisi ile artık dünyanın her yerinde iş bulabilme imkanlarının da artmasıyla 70-80’li yıllarda TSK’yı tercih eden Türkiye’nin başarılı gençleri için askeri okullar artık bir cazibe merkezi değil. Yürütmenin siyasi tercihleri belirli bir düşünceden ve eğitimden gelen gençleri askeri okullara yerleştirme yolunda devam ediyor.
- Ülkenin savunma politikasının nasıl oluşturulduğu ve uygulandığına dair ciddi soru işaretleri mevcut. MSB ile Gnkur Bşk.lığı Kh.ları arasında nasıl bir görev dağılımı ve sorumluluk paylaşımı yapıldı? MSB kadrolarının ne kadarı gerçekten sivil? Belki de en kritiği: TSK tasfiye ediliyorken, ‘hukuka güvenme söylemini’ tercih eden yönetim kadrosu, bugün halen makamlarında nasıl oturarak bu kritik kararları alabiliyor?
Vatana hizmet sadece askerlikle mi olmalı?
Vicdani ret, kişinin, dini, siyasi, ahlaki nedenlerle askerlik hizmetini, silah altına alınmayı reddetmesi olarak tanımlanabilir. Askerlik çağına gelmiş yurttaş, devlete ve kurumlara karşı olduğundan ya da dini-siyasi inanç ve düşünceleri nedeniyle silah altına alınmayı reddettiğinden, savaşlara ve onları yürüten ordulara karşı olduğu ya da emir alıp vermeyi istemediğinden dolayı, vicdani retçi olabilir.** Gerekçesi ne olursa olsun sonuçta vicdani retçilerin vardığı nokta, askerliğin yani silah altına alınmanın reddidir, vatan hizmetinin değil.
Türkiye vicdani ret hakkı tanımadığı için AİHM’de mahkum olmasına karşın, bu ihlal kararlarını şu ana kadar uygulamaktan ve yasal düzenleme yapmaktan kaçındı. Daha da ilginci, bazı yüksek yargı kurumları, Askeri Yargıtay, Anayasa’nın ilgili kanununu görmezden gelerek AİHM kararlarının T.C. kanunlarına aykırı olduğunu dahi ileri sürebilmiştir.
Anayasa’nın 72’inci maddesi ‘vatan hizmetini’ bir hak ve ödev olarak belirlemekle birlikte, bunu sadece askerlik ile sınırlamıyor. Yasa koyucunun vatan hizmetinin nerede ve nasıl yerine getirileceğini düzenlemesi gerekir. Yeni askerlik kanununun ilk gerekçesinde, ordunun ihtiyacının profesyonel ordu ile karşılanacağı belirtiliyor. Bu takdirde yasa koyucunun vatan hizmetinin yerine getirilmesinde askerlik dışında alternatifler üretmesi gerekli. Altı aylık zorunlu askerlik süresinin uzun olduğunu da belirterek, olabilecek alternatifleri sıralayalım:
- Deprem ve doğal afetlerle mücadele için gerektiğinde kullanılabilecek insan gücü oluşturulması; iki aylık eğitim ve eğitim sonrası yetiştirilmiş kişilerin adres bilgilerinin güncel tutulması, gerektiğinde göreve çağrılmaları ve düzenli olarak kısa süreli eğitimlerle hazır tutulmaları.
- Eğitmenlik… Başta kalkınmada öncelikli illerin köyleri olmak üzere halkımıza üç ay süreli teknoloji, kodlama, yabancı dil, sanat vb. eğitimlerin verilmesi.
———————-
* BİLGESAM TSK’ne Toplumsal Bakış Nisan 2013 Rapor No:56 sf:45
** Bu konuda daha fazla bilgi için, Sevinç Murat, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi. 61-1. Sf.:297-322