Popülist sol bir söylemle halkçı, sosyalizmi çağrıştıran slogan ve vaatlerle 2015 yılındaki seçimde iktidara gelen SYRIZA, dört yıllık iktidarı boyunca AB’nin Yunanistan’ı “sömürgeleştirme” planını hayata geçirerek, halk indindeki itibarını sıfırladı ve sıradan bir düzen partisi olduğunu gösterdi.
Elbette ki Yunanistan halkı SYRIZA’yı ve onun genç, itirazcı, gelenek ve görenekleri umursamayan, halka güvenli ve refah içinde bir gelecek umudu veren lideri Çipras’ı, ülkeyi AB sömürüsünden ve büyük Avrupa bankalarının esiri olmaktan kurtaracak bir seçenek olarak iktidara getirmişti. Ama sonuç, SYRIZA’yı kurtarıcı olarak görenler için tam bir hayal kırıklığı oldu…
Çipras, halkın taleplerinin savunucusu olarak, yüksek düzeyde seyreden halk hareketini arkasına alıp AB ve Troyka’nın karşısına çıkmak yerine, Troyka’nın koşullarını hafifletmek için pazarlığa girişti. Halk üstündeki etkisini de halkı sokaktan çekerek mücadelenin dışında tutmaya ikna etmek için kullandı. Kendi rolünü Troyka ile halkın talepleri arasında arabuluculuk düzeyine indirgeyen SYRIZA, gerçekte Troyka’nın yanında yer aldı.