Başbakanın “paralel yapıyla” mücadele için kurulduğunu belirttiği “sulh ceza hakimlikleri” benzeri, kişiye özel cezalandırma mekanizmaları başka ülkelerde de olabilir.
Ve hatta bu Sulh ceza hakiminin, bu toplantıyı yaptığı sırada, içeri giren milletvekili ve avukatların diğer “sivil şahsın” kim olduğunu sormaları üzerine, bu yargıç o şahsa “kaç İsmail” diye bağırabilir ve İsmail de apar topar kaçabilir.
Pek çok kişi, bu kaçan kişinin “yukarıdan” talimat getiren bir “kurye” olduğunu düşünebilir… Hakimlerin bu denli iktidarın etkisi altında olduğu zannı doğabilir… Bunlar bile başka ülkelerde olabilir….
Ancak bütün bunlar olurken, bir başbakanın, gözaltında bulunan polisleri ziyaret edip, onlarla fotoğraf çektiren Hakan Şükür ve İdris Bal’ın mahkemeleri baskı altına alma ve onları etkileme suçu işlediğini ileri sürmesi gibi bir olay herhalde dünyanın başka hiç bir yerinde olamaz…
Olursa da, bu olanı anlatacak kelimeler bulunamaz….