Muhafazakârların önünde demokratik kurumlaşma adına ciddi bir imtihan bulunuyor: Sayın İmamoğlu’nun belediye başkanlığı süresince sergileyeceğimiz tavır. AK Parti’nin İstanbul Belediye Meclisi’ndeki çoğunluğa sahip olması ve merkezi iktidarı elinde bulundurması İmamoğlu’nun hareket kabiliyetini sınırlayacak. Aslında bu makul sınırlarda gerçekleşmesi durumunda, en azından 31 Mart sonuçları açısından, meşru ve mantıklı bir durum. Neticede bu çoğunluğu seçmen belirledi. Ancak demokratik ve ahlaki sınırlar aşılırsa bu AK Parti açısından siyasi bir intihar olacağı gibi muhafazakâr kesim açısından da telafisi çok güç tarihi bir gerilemeye neden olur. Muhafazakâr kamuoyu yeni dönemde hiç alışık olmadığı, yeri gelince kendi kurumlarına karşı baskı oluşturmak gibi tavırlar sergileyebilecek mi? Muhafazakâr kesim için AK Parti’nin kaderinden daha önemli olan soru bu.