Başbakan, ülkesinde faaliyette bulunan bir bankayı, Bank Asya’yı batırmaya çalışıyor. Önceki gün gazetecilere söylediği şu birkaç cümleye, mer’î kanunlara göre kaç adet suçun sığdığını tahmin etmeye çalışın: “Bank Asya, iyi bir konumda değil. Mal varlıklarını satmak suretiyle likiditelerini artırma gayreti içinde. Şu anda bütün onlara rağmen sıkıntı devam ediyor ve bunu finans sektörü de gayet iyi biliyor. Şunu ben rahatlıkla söyleyebilirim. Qatar Islamic Foundation, bir defa burayı alma noktasında değil. Onu ilan ederek kendilerine oradan piyasalarda psikolojik bir destek sağladılar. Aslında bu SPK tarafından masaya yatırılması gereken bir konu. Burada aldatmaca var, muvazaa var. Ki şu var: BDDK, MİT, MASAK bunlar müsaade etmediği sürece buraya gelip ortak olamaz.”
Başbakan, Ticaret Kanunu, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, 2499 sayılı SPK Kanunu, Türk Ceza Kanunu gibi bir dizi kanunu açıkça ihlal ediyor; suç işliyor. Üstelik MİT ile “ben izin vermem” diyerek, bir de tehdit ekliyor. Öncelikle söyledikleri gerçek değil, amacı açıkça bankanın piyasadaki itibarını ve güvenini sarsarak bankayı batırmak. Bankacılık sektörünün temel sermayesi paradan önce güvendir; Başbakan bu güveni yok etmeye çalışıyor.
Başbakan, kurulmuş bir makine gibi sürekli suç işliyor. Çevresi ise bu suçlara ortak olmak yerine, onu omuzlarında Çankaya Köşkü’ne taşıyarak başlarını beladan kurtarmaya çalışıyor.