Önümüzdeki pazartesi günü bütün Türkiye İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin sonuçlanmasının yankılarıyla çalkalanırken, aynı zamanda son zamanların en önemli siyasi soruşturmalarından biri olan Gezi davası da İstanbul Adliyesi’nde nihayet başlamış olacaktır.
Davanın Türkiye’de yargı reformu çalışmalarının ivme kazandığı, yargı bağımsızlığı, tutukluluk tedbirleri, adil yargılanma hakkı, lekelenmeme hakkı, iddianamelerin kalitesi gibi konuların Türk kamuoyunun gündemine geldiği bir döneme rastlaması bir bakıma anlamlı bir tesadüftür.
Hatırda tutmamız gereken bir nokta da, 657 sayfalık iddianamedeki delillerin çok büyük bir bölümünün aslında 2013 yazında o tarihte görev yapan FETÖ’cü savcılar ve polisler tarafından toplanmış olmasıdır. Gezi davası, açıklanan yargı reformu paketinde ulaşılması hedeflenen ölçütlerin sınanması bakımından da bir mihenk taşı işlevi görecektir.