Türkiye dün sabah Ergenekon, Balyoz operasyonlarını anımsatan bir güne uyandı. Onlarca ev basıldı, hemen tümü Emniyet görevlisi olan “zanlılar” kelepçelenerek Emniyet’e götürüldü. Onları evlerinden uğurlayanlar sonucunu öngöremedikleri bir yaşam sürecine başladı. Türkiye’nin yaşadığı tablo hükümetin kendi içinde bir süredir devam eden “paralel” tartışmasının beklenen yansımalarından biriydi. Her şey gün gibi ortada. Başbakan’ın aylardır vurguladığı, işaretlerini verdiği operasyon başlamış görünüyor.
Operasyonların sonucu ne olacak? Aramayakalama kararı verilen 115 kişi tutuklanacak mı? Hükümetin beklentisi tutuklanmaları, çünkü bunun altyapısı oluşturuldu. 28 Haziran’da yürürlüğe giren yeni yargı paketiyle AKP’nin yakın geçmişte reform diye sunduğu tutuklamalara bakan özgürlük hâkimleri kaldırıldı, onların yerine sulh ceza hâkimlikleri getirildi. 16 Temmuz’da da Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) büyük çoğunluğu İstanbul’da olmak üzere yeni sulh ceza hâkimleri atadı.
Bu hâkimler davalara bakmayacaklar, sadece operasyonlarda tutuklama olup olmamasına karar verecekler. 16 Temmuz’da bu atama yapılıyor, 22 Temmuz’da operasyon başlıyor. Atanan hâkimlerin çoğunluğu yakın geçmişte hükümeti mutlu eden kararları vermiş hâkimler. Bu durum gösteriyor ki, tıpkı Ergenekon, Balyoz davalarında olduğu gibi önce hakimler atandı!