AYM'nin Ayşe Çelik kararı: Terör örgütünün ideolojisinin propagandası suç değil

KEMAL GÖKTAŞ

kemalgoktas@diken.com.tr

@kemalgoktas 

Anayasa Mahkemesi (AYM), Kanal D’de yayınlanan Beyaz Show’a telefonla bağlanarak “Çocuklar ölmesin” dediği için cezaevine konulan öğretmen Ayşe Çelik’in ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti.

Çelik’in çatışmaların durdurulmasını istediğini ve bunun suç oluşturmayacağı ifade edilen kararda, ifade özgürlüğüne ilişkin dikkat çekici değerlendirmeler de yapıldı.

Kararda şiddeti tahrik etmeyen ancak terör örgütünün ideolojisi, toplumsal veya siyasal hedefleri, siyasi, ekonomik ve sosyal sorunlara ilişkin görüşleriyle paralellik taşıyan açıklamaların terörizmin propagandası olarak kabul edilemeyeceği belirtildi.

“Şiddeti kışkırtma veya demokratik ilkelerin reddi durumları dışında ifade özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan müdahaleler demokrasiye zarar vermekte ve onu tehlikeye atmaktadır” denen AYM kararındaki kriterlerin bundan önce başta HDP’li siyasetçi ve gazeteciler olmak üzere birçok düşünce suçlusunun davasında neden uygulanmadığı ise yeni bir tartışma konusu oldu.

Yerel mahkemeye ‘hukuk dersi’

Yerel mahkemenin mahkumiyet kararında Çelik’in sözleriyle ‘PKK’nın şiddet içeren faaliyetlerini iyi ve meşru gösterdiğini, insanların PKK’ya terör örgütüne sempati duymalarını sağladığı ve güvenlik güçlerince teröristlere karşı yürütülen operasyonların sivillere karşı yapıldığı, bebek ve çocukların ölümlerine sebebiyet verdiği izlenimini yarattığı’ savunulmuştu.

AYM bu kanaati paylaşmadığını belirterek kendi değerlendirmesini şu cümlelerle açıkladı:

Çatışmaların durdurulması çağrısı suç değil

“Bahsi geçen konuşmasında başvurucu, Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda yaşanan ölümler konusunda toplumda bir farkındalık oluşturmayı amaçlamış; programa katılan sanatçıların yaşananlara sessiz kalmamasını istemiştir.

Başvurucu; çatışma bölgelerinde yaşananların medya organlarınca farklı aktarıldığını,çatışmalardan etkilenen kadın ve çocukların yaşadığı sıkıntılardan toplumun haberdar olmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu; bir öğretmen olarak çatışmalar nedeniyle yaşanan ölümlere sevinenler bulunmasının kabul edilemez olduğunu, kurşun ve bomba seslerinden çocukların uyuyamadıklarını, bebeklerin açlık çektiklerini, temel gereksinimlerinin karşılanamadığını iddia etmiştir.

Başvurucu, esas itibarıyla sebebi her ne olursa olsun çatışmaların durdurulması için kamuoyu oluşturulması çağrısında bulunmaktadır. Söz konusu konuşmanın kamu yararına ilişkin sorunlara ilişkin olduğu konusunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır. Bundan başka başvurucunun açıklamaları kamu otoritelerini eleştiri olarak kabul edilse dahi kamu otoritelerinin -kamu gücünü kullandıkları için- kabul edilebilir eleştiri sınırlarının özel bir bireye nazaran çok daha geniş olduğu unutulmamalıdır. Demokratik bir sistemde, kamu otoritelerinin eylemleri ya da ihmalkârlıkları yalnızca yasama ve yargı organlarının değil aynı zamanda kamuoyunun da sıkı denetimi altında olduğu her zaman gözönünde bulundurulmalıdır.”

Çelik’i mahkum eden yerel mahkemenin, suçlama konusu sözleri televizyon ekranından büyük kalabalıklara karşı yapmasına büyük önem verdiği ifade edilen kararda “Anayasa’nın yalnızca ifade edilen fikir ve bilgilerin içeriğini değil bunların ifade ediliş biçimlerini de koruma altına aldığı unutulmamalıdır” dendi.

‘Kin ve düşmanlık olup olmadığına bakılmalı’

AYM kararına şöyle devam edildi:

“Başvuruya konu olaydakine benzer konuşmalarda dikkate alınacak esas unsur konuşmaların kin ve düşmanlık barındırıp barındırmadığıdır. Devletin terör örgütü ile giriştiği meşru mücadelede yaşanan sosyal veya bireysel sorunlara ilişkin açıklamalar -bunlar tamamen öznel değerlendirmeler olsa dahi- tek başına terör suçlarını işlemeye hazır bulunan insanları bilinçlendirmeye veya cesaretlendirmeye olanak sağlayan, bu suçların işlenme riskini artıran düşünce açıklamaları olarak kabul edilemez.

Anayasa Mahkemesi başvurucunun sözlerinin PKK terörünün övülmesi, terörizme destek gösterisi, şiddet kullanımına veya silahlı direnişe ya da başkaldırıya doğrudan veya dolaylı olarak teşvik olarak nitelendirilemeyeceği kanaatindedir. Somut olayın koşullarında başvurucunun sözleriyle hendek olaylarında güvenlik güçleri ile çatışmaya giren örgüt üyelerini övdüğü, terör örgütünü yücelttiği, çatışmalara doğrudan katılan güvenlik gücü mensuplarına karşı özellikle bir nefret aşıladığı veya şiddete başvurmayı cesaretlendirdiği değerlendirilmemiştir.

‘Terör mağdurlarını aşağılamadı’

Anayasa Mahkemesi başvuruya konu müdahalenin haklılığını tartışırken terör mağdurlarının acılarını görmezden gelemez. Terör örgütleri ile terör suçlarının veya bu suçları işleyen bir kişinin aleni şekilde müdafaa edilmesinin ya da meşrulaştırılmasının terör mağdurlarının ve onların akrabalarının itibarını sarsan, küçümseyen ve aşağılayan bir boyutu vardır. Bununla birlikte başvurucunun sözlerinin mağdurları aşağılayan bir boyutunun bulunduğu da kabul edilmemiştir.

Başvurucunun konuşmasının bir terör örgütünün siyasi veya sosyal etkinliğini artırmak, sesinin kitlelere duyurulmasını sağlamak, örgütün başa çıkılması imkânsız bir güç olduğu ve amacına ulaşabileceği kanaatini toplum üzerinde oluşturmak, örgütün mücadelesine karşı olan kişi ve kuruluşları ortadan kaldırmak, sindirmek, halkın örgüte sempatisini artırmak ve giderek aktif desteğini sağlamak amacıyla yapıldığı kabul edilmemiştir.

Başvurucunun olayların sıcaklığı içinde, canlı bir televizyon programında spontane bir şekilde yaptığı açıklamalarına daha fazla tahammül gösterilmesi gerekmektedir. Yukarıdaki bilgiler dikkate alındığında başvurucunun mahkûmiyetinin zorunlu toplumsal bir ihtiyaca karşılık gelmediği sonucuna ulaşılmıştır.”

Teröre tahrik yoksa suç da yok

AYM’nin gerekçeli kararında yaptığı değerlendirmeler ‘terör örgütü propagandası’ yapmak suçuna ilişkin anayasal kriterleri hatırlatması bakımından önem taşıyor.

Kararda “Anayasa Mahkemesi’nin çözümlemesi gereken mesele, başvurucunun açıkladığı düşüncelerinin terör suçunun işlenmesine tahrik olarak kabul edilip edilmeyeceğidir” dendi. Yani AYM’nin bir düşünce açıklamasının terör örgütünün propagandası suçu oluşturup oluşturmayacağı konusundaki kriteri ‘terör suçunun işlenmesine tahrik olup olmaması’ olarak açıklandı.

Örgütün ideolojisini savunmak suç olamaz

Terör örgütlerinin görüşlerinin yayılmasını ve fikirlerinin toplumda kökleşmesi için her türlü vasıtaya başvurabildikleri belirtilen kararda, yerel mahkemelerin çoğunlukla görmezden geldiği çok önemli bir hatırlatmada bulunuldu.

Kararda şöyle dendi: “Bununla birlikte akılda tutulması gereken ilk şey Türk hukukunda terör ile bağlantılı her tür düşünce açıklamasının değil yalnızca terör örgütlerinin cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandanın yapılmasının suç olarak kabul edilmiş olduğudur. Terör veya terör örgütü ile bağlantılı olsa bile içinde şiddete başvurmayı cesaretlendirici ifadeler yer almayan, terör suçlarının işlenmesi tehlikesine yol açmayan, terör örgütünün ideolojisi, toplumsal veya siyasal hedefleri, siyasi, ekonomik ve sosyal sorunlara ilişkin görüşleri ile paralellik taşıyan düşünce açıklamaları terörizmin propagandası olarak kabul edilemez.

‘Daha fazla özgürlük talebi korunmalı’

Toplumsal ve siyasal ortama veya sosyoekonomik dengesizliklere, etnik sorunlara, ülke nüfusundaki farklılıklara, daha fazla özgürlük talebine veya ülke yönetim biçiminin eleştirisine yönelik düşüncelerin -Anayasa Mahkemesinin daha önce ifade ettiği gibi devlet yetkilileri veya toplumun önemli bir bölümü için rahatsız edici olsa bile açıklanması, yayılması, aktif, sistemli ve inandırıcı bir şekilde başkalarına aşılanması, telkin ve tavsiye edilmesi ifade özgürlüğünün koruması altındadır.”

AYM bu görüşlerine daha önce bir kitabının yasaklanmasından ötürü ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmedilen Abdullah Öcalan’ı emsal gösterdi.

Kasıt olmalı, tehlike ortaya çıkmalı

Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesi’ne göre bir düşünce açıklamasının terör örgütü propagandası niteliğinde sayılması için iki kriter arandığı belirtilen kararda şu ifadelere de yer verildi:

“İlk olarak, bir terör suçunun işlenmesi hususunda özel bir kastın varlığı gerekir. İkinci olarak, böyle bir eylemin sonucu, bu tip bir suçun işlenmesi tehlikesine neden olmalıdır. Bir propaganda faaliyetinin cezalandırılabilmesi için olayın somut koşullarında belirli oranda tehlikeye neden olduğunun gösterilmesi uygun olacaktır.

İfade özgürlüğünün demokratik bir toplum için yaşamsal olduğu ve demokrasinin temel değerlerini teşkil ettiği unutulmamalıdır. Demokrasinin temeli, sorunları açık bir tartışmayla çözebilme gücüne dayanmaktadır. Şiddeti kışkırtma veya demokratik ilkelerin reddi durumları dışında ifade özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan müdahaleler demokrasiye zarar vermekte ve onu tehlikeye atmaktadır. Sarf edilen bazı görüş ve ifadeler kamu gücünü kullanan organlar nazarında incitici, yaralayıcı ve kabul edilemez görülse bile hukukun üstünlüğüne dayanılarak oluşturulan demokratik bir toplumda, kurulu düzene karşı çıkan veya başta kamu gücünü kullanan organların eylemlerini eleştiren fikirler serbestçe açıklanmalıdır.”

Yeniden yargılama ve 5 bin 500 lira tazminat

AYM bu gerekçelerle kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Bakırköy 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine ve 5 bin 500 lira manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Bir kez bebeğiyle cezaevine giren ve iki kez cezası ertelenen Çelik, geçen ay erteleme süresinin dolmasının ardından tutuklanmıştı.

‘Ayşe öğretmen’ cezaevine girdi

Ayşe öğretmen sonraki duruşmaya kadar ‘serbest’: İnfaz erteleme ikinci kez kabul

Ayşe öğretmenin hala umudu var

‘Ayşe öğretmen’in bebeği büyükannesine verildi: Her gün emzirmeye getiriliyor

Dünya ‘Ayşe öğretmen’ için imza topluyor: IFEX’in kampanyasına binlerce katılım

Buldan’dan bebeğiyle hapse giren Ayşe öğretmene: Umudunu asla kaybetme

HDP, bebeğiyle hapse giren ‘Ayşe öğretmen’i andı: Bayram mümkün mü?

Fatih Portakal’dan ‘Beyaz’a ‘Ayşe öğretmen’ tepkisi: Vicdanı rahat mı?

‘Ayşe öğretmen’in avukatı: AYM’nin davayı görüşeceğini öğrendik, infaz durdurulabilir

AYM, bebeğiyle hapse girecek ‘Ayşe öğretmen’in başvurusunu gündemine aldı

Sayılı gün kaldı: ‘Çocuklar ölmesin’ diyen öğretmen altı aylık kızıyla hapse giriyor

Başvuru sonrası: ‘Çocuklar ölmesin’ diyen Ayşe öğretmenin cezasının infazı ertelendi

10 gün içinde hapse girecek Ayşe öğretmen: Deran’ı götüremem, nasıl ayrılacağız?

‘Çocuklar ölmesin’ diyen Ayşe öğretmen 10 gün içinde iki aylık kızıyla hapse girecek

Anne olan ‘Ayşe öğretmen’: Evlat kaybetmenin acısı çok büyük olmalı

‘Çocuklar ölmesin’ dediği için hapse girecek Ayşe öğretmen anne oldu

‘Ayşe öğretmen’ sözlerinin arkasında: İnsanlıktan utanıyorum

Hapis cezası onanan ‘Ayşe öğretmen’in avukatı: Gençliğe susun mesajı veriliyor

‘Çocuklar ölmesin’ diyen öğretmen hapse giriyor: ‘Cezaevinde doğurabilir’

Beyaz Show’da ‘Çocuklar ölmesin’ diyen ‘Ayşe öğretmen’e bir yıl üç ay hapis cezası

Beyaz Show’da ‘Çocuklar ölmesin’ diyen ‘Ayşe öğretmen’e 7,5 yıla kadar hapis istemi

Beyaz’dan ‘Ayşe Öğretmen’ savunması: Söylediklerini duymadım, aklımdan şehitler geçti

Beyaz, ‘Çocuklar ölüyor’ diyen öğretmen için özür diledi: Devletimizin yanındayız

Beyaz, ‘Ayşe öğretmen’ ve programın sorumlusuna terör soruşturması açıldı

‘Çocuklar ölmesin’ diyen öğretmene ‘terör örgütü propagandası’ soruşturması

Bakanlıktan açıklama geldi: Beyaz Show’a bağlanan kişi öğretmen değil

Kanal D, Beyaz Show’da yaşananlar için ‘provokasyon’ dedi: Devletin yanındayız

Beyaz Show’da ‘Çocuklar ölüyor’ diyen öğretmene ulaşılamıyor

Sabah ‘PKK propagandası’ diye RTÜK’ü ‘Beyaz Show’ için göreve çağırdı