Şimdi soralım… Böylesine önemli bir seçime en gerçek dışı siyaseti tercih ederek hazırlanan bir sınıfın, bir “kast”ın Erdoğan’a kızma hakkı var mıdır? Hayatlarında bir kez olsun seçimle tayin edilen bir makamı kazanamamış olan bir ideolojik kampın siyaset ve ülke idaresi üzerinde herkesten meşru bir yerden konuşuyor gibi yapmalarının bir anlamı var mıdır?
“Sahici” seçim yenilgilerini bile “sahte” manevralarla geçiştirmeye çalışan bir zihin yapısı dindarların, muhafazakarların, Alevilerin, Kürtlerin, Okmeydanı’nın, Lice’nin, Maraş’ın yakasından düşmelidir.
Dindarlara saygı duyanlar bunu arada Erdoğan yokken yapsın… Alevileri dert eden bunu gençler eline taş almadan düşünsün… Kürtleri sevenler bunu ortada sandık yokken sevgisini göstersin… Okmeydanı’na bayılanlar bir kez de vandallığa eşlik etmeden o sokaklarda yürüsünler… Yeter. İkiyüzlülük bitsin…
Ülke yönetimine katkı olsun, demokrasi ve refah artsın diye değil, sadece Erdoğan kaybetsin diye hayat boyu düşmanlık yaptıkları Ekmel Bey’i alkışlayıp, 90 yıldır kimliğini inkar ettikleri Demirtaş’ı kucaklayanlar tarihin yüzünde müstehzi bir tebessümden başka bir resim bırakmıyor.
Bitsin artık bir cıvık, sahte, sıkıcı gösteri. Ne siyaset bir oyundur, ne hayat, ne de fikir. Bu da bilinsin.