ELİF KEY
Bugünmüş, bugün 17 Temmuz Dünya Emoji Günü’ymüş, hayırlara vesile…
Duyuruda, bugün ne yaparsanız yapın ama ikonsuz yani gülücük, küçük maymun olmadan (herhangi biri olabilir kulağını gözünü ağzını kapatan üçlüden) kimseye tek bir mesaj atmayın deniyor!
Ben de soruyorum: Huni yok mu huni?

Hatta bir soru daha soruyorum: En son kime düz yazı mesaj attığınızı, Instagram’da ya da Whatsapp’ta koşan adamsız, füzesiz, kalpsiz, gülmekten gözünden yaşlar gelen adamsız, kollarını iki yana açmış ‘Ben ne yapabilirdim ki’ ya da ‘Neyse artık kısmet’ anlamına gelen ikonsuz (şundan bahsediyorum: ¯\_(ツ)_/¯ ) bir şeyler yazdığınızı hatırlıyor musunuz?
İlkokul 1’deyken sanırım. Eda Taşpınar’ın laneti, genç hanıma ikoncan adını layık gören magazin medyasının karması döndü dolaştı bize patladı. Artık hepimiz ikoncanız!
Gözümüz aydın, Unicode Standard 250 yeni ikonu kullanıma sokuyor da biraz rahatlayacağız. Çünkü sincap, koltuk ve lamba, termometre, uçağa koşan takım elbiseli adam, sisli hava, şimşek çakan bulutlar, termometre gibi eksiklerimiz vardı.
Önümüz bayram…
Unicode’cular’ın alacağı olsun; Türkler için henüz nazar boncuğu, rakı bardağı, meze tepsisi, çeyrek altın, maşallah diye tahtaya vuran bir el, bağıran bir başbakan, tekme atan bir danışman yapamadılar ya hayret!
Bir de tabii el öpme de olsa çok makbule geçecek! Önümüz bayram.
Emoji Japonca’da resimli karakter anlamına geliyor. Bu kestirmeden birbirimize derdimizi anlatmanın yolunu onların bulması şaşırtıcı değil. Lakin bu emojiler hayatımıza kolaylık getirdiği kadar, dert de taşıyor, zira herhangi bir cümlemizin sonuna gülen surat koymadığımız vakit karşı tarafın bizim ona laf soktuğumuzu, dargın olduğumuzu ya da sinirlendiğimizi düşünüyor.
Örnek veriyorum: ‘Niçin mailime cevap vermedin?’ yerine ‘Niçin mailime cevap vermedin? 🙂’ arasındaki ton farkını görebiliyor musunuz? Halbuki ikisi aynı soru, ama işte o kahrolası iki nokta üstüste ve kapa parantez!
Niye ikonlara muhtacız?
Peki niçin? Niye ikonlara muhtacız? Yetmiyor mu düz yazı, niye ikonsuz anlaşamaz olduk?
Bu konulara uzun yıllardır kafasını yoran gazeteci Serdar Kuzuloğlu, bayramda büyüklerin elini öpmenin yerini basmakalıp metinlerden ibaret SMS’lerin almasının boşuna olmadığını söylüyor. Kuzuloğlu’na göre elektronik iletişim bütün steril ve hijyenik ortamıyla herkesin ortak kısayolu haline geldi.
Kuzuloğlu da şunu soruyor: ‘Garip olan babasını kaybeden birinin bunu Facebook güncellemesi olarak kayda geçirmesi mi yoksa yorum olarak altına 🙁 işaretini basan ‘arkadaş’ı mı? Bunu kestirmek de pek kolay değil artık.’
Emojiler bütün beklentilerin jokeri!
Mikrofonlarımız Serdar Bey’de: ‘Bedri Rahmi Eyüboğlu ‘Üç Dil’ şiirinde bir dili biliyorum demenin şartını o lisanda ‘canımın içi’ ya da ‘kırmızı gülün alı var’ demesini bilmeye bağlar.
Bugünün birkaç yüz kelimeyi geçmeyen hazneli ve mümkün olan her boşluğuna ‘hani’, ‘şey işte’, ‘falan’ tarzı dolguların sızdığı konuşma dilinden anlamlı, iç ferahlatıcı bir sohbet çıkartmak elbette mümkün değil. Flörtöz bir gülüş için 😉 ya da onlarca çeşide sahip, yüzlerce şekilde aktarılabilecek bir şaşkınlık için :O fazlasıyla yeterli.
140 karaktere tıkıştırılmaya çalışılan mesaj telaşı sanılanın aksine çok az kişiye eziyet geliyor. Pek çoğumuza o kadarı bile fazla. Bahanemiz deryalardan büyük. Emojilere internetin Esperantosu olarak bakmak da mümkün. Fakat unutmayalım ki esas mesele Tinder’daki silüetimizin sağa mı yoksa sola mı kaydığı?!’
3 milyar emojili tweet
İstatiskler de bu rahatsızlığımızın boyutlarını destekliyor. Dünyada bir yılda, sırf Twitter’da 3 milyara yakın emojili tweet atıldığı ortaya çıkınca, programcı Matthew Rothenberg, Twitter’da hangi ikon ne kadar kullanıyor diye bir program hazırlamış. Ulaştığı rakamlar birbirimize mutluluk numarası yaptığımızın delili.

Biz birbirine çılgın gibi kalp yollayan insanlarız: 342 milyon kalpli tweet, gülmekten gözünden yaşlar gelen ikonlu 278 milyon tweet, kırık kalpli tweetlerimizin sayısı 18 milyon, flamenko yapan kadını dans ettirdiğimiz tweet sayısı ise şimdilik 8 milyon! Buna mukabil 7 milyon adet de bir suratı olan kaka ikonlu tweet! Yani ‘sıçtı Cafer bez getirin‘ ikonu!
Kalpler arttıkça sevgi azalır mı?
Levent Erden’in bir lafıdır, “Sosyal medya yaygınlaştıkça üçlü koltuk azalır mı?” diye sorar; görüyorum ve artırıyorum: Gülen surat çoğaldıkça gülmeyi unutuyor muyuz, kalpler arttıkça birbirimizi daha çok mu seviyoruz? İkonsuz kendimizi ifade edemememiz konusunda kime başvuralım?
Buyrun uzmanı burada: Dr. Emoji. Zira ben artık kimseye gülücüksüz, zafer işareti yapmadan mesaj atamıyorum derseniz psikiyatrınızdan size Whatsapp yoluyla dil çıkartmış gülen surat gelebilir! ‘Boşver geç bunları‘ manasında!
Çaresiz emojicilere reçete
Daniel Brill açtığı ‘emojinalysis.tumblr.com‘ adresli blogunda çaresiz emojicilere reçete yazıyor.
Siteye son kullandığınız ikonların resmini çekip yolladığınızda Dr. Emoji acı gerçekleri yüzünüze vuruyor. Brill’e bugüne kadar 5 binin üzerinde insan başvurup, ‘doktor derdime bir çare‘ demiş, hastaları arasında Çin’den, Brezilya’dan, Fransa’dan ve hatta Türkiye’den de insanlar var.

Araştırmalar, kadınların erkeklerden daha çok ikonlu konuştuğunu gösteriyor. Ama bunun da kılıfı hazırlanmış: ‘Çünkü kadınlar erkeklere göre çok daha duygusal insanlar.’
Lakin başka bir araştırma, online arkadaşlık-flört müessesesine hizmet eden sitelerde profiline gülücük koyan erkeklere talebin hep düşük olduğunu gösteriyor. Yani gülmüyorlarsa da bir sebebi var!
Diyorum bir huni eksik, huniyi yapsalar tam delireceğiz, deliremiyoruz!