Selahattin Demirtaş’ın bir cumhurbaşkanı adayı olarak en ayırt edilmesi gereken yanı, gençlikle tecrübeyi buluşturup birleştirmiş olması.
Karşımızda diğer iki adayla kıyaslandığında genç, güleç, gayet hazır cevap, muzip, mizah duyusuna sahip, kısacası A’dan Z’ye herkese, ama özellikle ‘Y-Kuşağı’na hitap edecek kapasitede bir aday var.
‘Genç’ Demirtaş, bu koşulu yerine getiren ‘olgun’ bir siyasetçi. Üstelik o, Tayyip Erdoğan’ın kendisi için ha bire vurguladığı ölçüde, belki ondan daha fazla siyasetin ezasını-cefasını çekmiş biri.
Fakat “Biz bu yola kefenimizi giyip çıktık” demeyecek, siyasi mücadelede aldığı yaşamsal riskleri ucuz popülizm malzemesi yapmayacak kadar da ‘yetişkin’ bir lider… Cumhurbaşkanı adaylarının en yaşlısı değilse de en ‘yetişkini’ de denilebilir.
Demirtaş’ın toplantısı, ‘seküler Türkiye’yi ‘Selefilik’ cenderesine sokmaya kararlı bir iktidar zihniyeti karşısında her bakımdan ‘bir nefes sıhhat’ gibiydi.
Diğer tanıtım toplantılarına az ya da çok hâkim ‘resmi’ ton karşısında şenlik havası içinde bir toplantı oldu. Canlı, neşeli, eğlenceli ve ‘popüler kültür’le titreşimli bir etkinlikti.
Gönüllere olduğu kadar göze de hitap eden, içinde bulunduğumuz zamanda gündelik yaşamın belirleyeni olmuş ‘görsel kültür’ün gereklerini yerine getiren bir etkinlik…