Çiğdem Toker: Köşk seçimi ne kadar şeffaf ve adil?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Cumhurbaşkanı seçimi aday listeleri kesinleşti. Listenin Resmi Gazete’de yayımlandığı 11 Temmuz (dün) itibarıyla da propaganda dönemi başladı. Cumhurbaşkanının ilk kez halkoyuyla seçilecek olması, “kampanya” dönemini, özel bir süreç ve “kurum” haline getiriyor. Kampanya sürecinin, tanıtım ve propaganda ile doğrudan bağlantılı önemli ayağı olan “bağış ve yardımlar”, cumhurbaşkanı adayı ile onu seçecek halk arasında kurulması beklenen güven ilişkisi açısından, başat bir rol oynuyor.

Bu kritik konuda biri uluslararası örgüt olan Şeffaflık Derneği; diğeri ‘platform’ nitelikli Denge ve Denetleme Ağı (DDA) olmak üzere iki kurumun özel duyarlılık sergilediğini görüyoruz. 156 sivil toplum girişiminin oluşturduğu ve adını belirgin olarak ilk kez yeni anayasa sürecinde duyduğumuz DDA iki ayaklı bir çalışma üretti. Adayları, ’10 Adımda Halkın Şeffaf Cumhurbaşkanı’ başlığıyla yayımlanan ‘Rehber’e gönüllü olarak uymaya davet ediyorlar. Mal bildirimi, nakdi bağış, yardım ve harcamaları kamuoyuyla paylaşmak üzere bir internet sitesi oluşturulmasını öneren DDA, gelir ve giderlerin günlük olarak kamuoyuyla paylaşılmasını talep ediyor.

YSK’nin, uygulamayı etkili biçimde yönetmesinin, ‘bir ilk’ olacak sürecin meşruiyeti, güvenliği ve kamuoyunda güven sağlaması yönünden önem taşıdığını vurgulayan ve siyasetin finansmanı konusundaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Ömer Faruk Gençkaya, “Aksi halde seçimlerin adil, eşitlikçi ve rekabet ortamında yapılmadığı tartışmaları sürecek” diyor. Şeffaf ve adil bir cumhurbaşkanı seçimi hedefinde; üzerine çok fazla yük bindirilen YSK’nin, bunca ‘hukuk boşluğu’ içinde nasıl bir sınav vereceğini göreceğiz.

Çiğdem Toker’in yazısı